(634 S. K. m. 19, 32)
Dava: Dava dilekçesinde kat maliklerince sözleşmenin aynen yerine getirilmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kat mülkiyetli anagayrimenkulün onaylı projesinde öngörüldüğü halde başlangıçta eksik bırakılan asansörün yapımı için bütün kat maliklerinin birlikte hazırlayıp imza ettikleri protokol gereğinin de süresinde yerine getirilmediğinden bahisle projeye uygun şekilde asansörün masrafı kat maliklerince karşılanmak suretiyle yaptırılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, Kat Mülkiyeti Yasası uyarınca yönetilen anagayrımenkuldeki asansörün inşaası konusunun öncelikle kat malikleri kuruluna götürülmesi gerekirken doğrudan dava açılmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin ilk fıkrası hükmüne göre kat malikleri anagayrimenkulün bakımına ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecbur olup, bunlardan her biri yasanın öngördüğü bu mecburiyete uyulmasını diğer kat maliklerinden isteme hakkına sahiptir. Anagayrımenkulün yönetimi ile ilgili hususlardaki isteklerin öncelikle kat malikleri kuruluna Kat Mülkiyeti Yasasının 32. maddesi hükmü uyarınca götürülmesi gerekir ise de, projeye uygunluğun sağlanması ve aykırılıkların giderilmesi için kat malikleri kurulu kararı olmasa da maliklerden herbirisinin doğrudan mahkemeye başvurabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Kaldı ki somut olayda projede yer alan asansörün inşaası için akdedilen protokolde de bütün kat maliklerinin iradesi bir karar gibi ortaya konulmuş ve dava da protokol gereğinin yerine getirilmesi istemiyle açılmış olup ayrıca bir karar alınmasına bu bakımdan da gerek bulun-mamaktadır.
Bu durumda mahkemece, yerinde yapılan keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporundaki saptamalar, kat maliklerinin aralarında aktedilen ve taraflarca itiraz konusu edilmeyen protokol esasları ve diğer deliller gözetilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle yetki aşıldığı sonucuna varılarak red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy