(634 S. K. m. 49/3)
Dava: Dava dilekçesinde kat irtifakının sona erdirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, anataşınmaz üzerindeki kat irtifakının sona erdirilmesi istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, tarafların kat irtifak hakkı sahibi oldukları 56 parsel sayılı arsa üzerinde, kat irtifakının kurulduğu tarihteki projesine göre inşası öngörülen anayapının 4, 5, 6 ve 7.katlarının uzun zamandan beri yapılmadığı Kat Mülkiyeti Yasasının 49.maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen beş yıllık sürenin çoktan geçmiş olduğu ileri sürülerek, anılan yasa hükmü uyarınca kat irtifakının sona erdirilmesine karar verilmesi istenmiştir.
Davalılardan kat irtifak hakkı sahibi Y.. K... B... A.Ş. vekili davaya yanıt dilekçesinde, dava konusu arsa üzerindeki anayapının projesine uygun olarak yapımının tamamlanması için hiçbir engel bulunmadığını belirterek davanın reddine, olmadığı takdirde yapının tamamlanabilmesi için uygun bir süre tanınmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Anataşınmazın yerinde yapılan inceleme sonunda bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda; dava konusu 56 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 24.6.1970 tarihinde kat irtifakı kurulduğu, bu irtifakın kurulması sırasında tapuya verilen onaylı mimari projesine göre bodrum, zemin ve yedi normal kattan oluşan anayapının bodrum, zemin ve ilk üç normal katının yapılmış olmasına karşın diğer (4, 5, 6 ve 7.) katların bu güne kadar inşa edilmediği, eksik kalan bu katların tamamlanması için proje, inşaat ruhsatı ve yapım tekniği açısından hiçbir kısıtlayıcı durumun söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 49.maddesinin (değişik) üçüncü fıkrası hükmüne göre; kat irtifakına konu olan arsa üzerinde, bu irtifakın kurulduğu sırada verilen plana (projeye) göre beş yıl içinde yapı yapılıp tamamlanmazsa maliklerden birinin istemi üzerine, hakim, -gerektiğinde ilgilileri de dinleyerek- duruma göre kat irtifakının sona ermesine veya belli bir süre için uzatılmasına karar verir. Bu ek süreden sonra koşullar gerçekleşirse yeniden ek süre verilmesine de engel yoktur.
Yasanın bu hükmünden de anlaşıldığı üzere, böyle bir davada, kat irtifaklı arsa üzerinde, irtifakın kurulduğu tarihteki plana göre yapının beş yıl içinde yapılıp tamamlanmadığı saptandığında, Hakim, duruma göre ya kat irtifakının sona ermesine ya da belli bir süre için uzatılmasına karar verecektir. Yasada öngörülen bu beş yıllık süre içinde yapının hiç yapılmamış olması ile belli bir kısmı yapılmış ancak tamamlanmamış olması arasında bir fark yoktur. Burada yasa koyucunun amacı; kat irtifakına konu olan arsa üzerinde, beş yıl içinde yapılmayan veya yapımı tamamlanmayan binaların yapılmasını ve kat mülkiyetine geçilmesini temin için kat irtifak hakkı sahiplerine son bir olanak tanımaktır.
Dosyada toplanan tüm belge ve bilgiler değerlendirildiğinde; dava konusu anataşınmazda kat irtifakının kurulduğu 24.6.1970 tarihinde verilen plan uyarınca anayapının yasada öngörülen beş yıllık süre içerisinde tamamlanmadığı, eksikliklerin (projesine göre yapılmayan 4, 5, 6 ve 7 Nolu katların) tamamlanması için imar ve yapım tekniği açısından herhangi bir kısıtlama (engel) bulunmadığı halde, aradan geçen otuz yılı aşkın bir süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerince bu yükümlülüğün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Şu hale göre mahkemece, anayapıda yapımı tamamlanmayan bölümlerin mevcut olanak ve koşullar içinde onaylı projesine uygun olarak yapılıp yapılamayacağı, yapılabilecekse bunun ne kadar süre içinde yapılmasının mümkün olduğu konularında -gerektiğinde kat irtifak hakkı sahipleri de dinlenerek- araştırma yapılması ve bu yolda bilirkişi kurulundan ek rapor alınması, oluşacak sonuca göre Kat Mülkiyeti Yasasının 49.maddesinin 3.fıkrası uyarınca bir karar verilmesi gerekirken; dava konusu arsa üzerinde tamamlanmamış olsa bile bir yapının mevcut olduğu, kat irtifaklı arsaya bir yapı yapılmışsa, kat irtifakının artık sona ermesinin söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy