(2942 S. K. m. 11) (1319 S. K. m. 12)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Dosya içerisine getirtilen Belediye Başkanlığı yazısında dava konusu taşınmazın imar planı içinde, meskun mahalde olduğu ve bir kısım belediye hizmetlerinden yararlandığı bildirilmiş, planın tarihi, ölçeği ve türü belirtilmemiştir.
Taşınmazın içerisinde bulunduğu belirtilen imar planın ölçeği ve türü (nazım-uygulama), plana alındığı tarih, belediye ve diğer alt yapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma gibi) yararlanma durumu, etrafının meskun olup olmadığı, nazım imar planı içinde ise bu plandaki konumu, hangi amaçla plan kapsamına alındığı, yerleşim merkezine mesafesi, beldenin gelişme istikametinde olup olmadığı hususlarının Belediye Başkanlığından sorulmadan taşınmazı arsa olarak değerlendiren bilirkişi kurulu raporlarına göre hüküm tesisi,
2-Bilirkişi raporlarında emsal alınan 3 numaralı parsel ile dava konusu taşınmazın bulundukları semtler çok farklı yerde olup, dava konusu taşınmazın konum, nitelik ve yüzölçümü itibariyle daha uygun emsaller bulunabileceğinden bu taşınmazı somut emsal olarak değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına göre hüküm tesisi yerinde değildir.
Kamulaştırma Kanununun 11.maddesi G bendine göre arsalarda dava konusu taşınmazla karşılaştırılacak taşınmazların emsal niteliğinde olması zorunluluğu vardır. Emsalin, sözcük anlamından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmaza örnek teşkil edebilecek nitelikte olması gerekir. Örneğin, benzer yüzölçümlerde, bitişik yada yakın adalarda bulunmak, aynı imar müsaadesine sahip olmak, fiyatlarda en azından yaklaşık değerde olmak gibi nitelikler "emsal"in seçilmesine esas alınması gereken unsurlardandır. Bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmaz, şehir merkezine uzak olan Mimarsinan Kasabasında olmasına karşılık, emsal alınan taşınmaz şehir merkezinde ve ticari aktivitenin yoğun olduğu bir bölgededir. Kayseri gibi büyük şehirlerde dava konusu taşınmaza daha yakın ve benzer niteliklerde olan taşınmazların bulunmadığı söylenemez. Bu nedenle, resen araştırma yapılmak suretiyle dava konusu taşınmaza emsal olabilecek taşınmazlar bulunup tapu kayıtları dosyaya getirtilip bunların bilirkişi incelemesine konu edilmesi gerekirken, yanıltıcı olma unsuru yüksek olan değerli bir taşınmazın emsal alınmış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, eksik belgeler getirtildikten sonra, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunun tespiti halinde yukarda sözü edilen 2 numaralı bozma doğrultusunda bilirkişi kurullarından ek raporlar almak ve hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy