(2942 S. K. m. 11, 15) (3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Birinci bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda dava konusu taşınmaz 2981 Sayılı Yasanın 10/b maddesi uygulaması sonucu oluştuğu gözetilip haklı olarak imar parseli olduğu, somut emsal olarak alınan 575 parsel sayılı taşınmazın ise henüz imar düzenlemesine konu edilmediği için kadastro parseli niteliği esas alınıp bu yönden denkleştirme bakımından emsalin bulunan değerine %35 oranında artış da uygulanarak hesaplama yapılmıştır.
Uygulamada dava konusu taşınmazın imar parseli olup emsalin bu nitelikte olmaması durumunda dava konusu taşınmazın imar uygulaması sırasında uğramış olduğu zayiat varsa emsal ile dava konusu taşınmaz arasında denge kurulması bakımından somut emsalin değerine dava konusu taşınmazın imar parseli durumuna gelirken fiilen uğradığı zayiatın eklenmesi gerekir. Mahkemece bu konuda inceleme yapmak üzere teknik bilirkişi olarak görevlendirilen Harita Mühendisi tarafından düzenlenen 22.3.2001 tarihli raporda, dava konusu taşınmazın geldisi olan 450 numaralı parselden davacı hissesi 125 m2 iken 2981 Sayılı Yasanın 10/b maddesi uygulaması sonucu tapuya tescil edilen hissesinin 105.82 m2 olduğu ve dolayısı ile bu imar uygulaması nedeniyle davacı payı yönünden oluşan azalmanın %15'e tekabül ettiği saptanmıştır. Bu durumda imar parseli olan dava konusu taşınmaz ile somut emsal arasında bu yönde nitelik dengesi kurulurken dava konusu taşınmazın imar parseli haline gelmesi işleminde fiilen uğradığı alan zayiatı olan %15 oranı dikkate alınarak emsalin değerine en fazla bu oranda bir ekleme yapılması gerekirken bilirkişi kurulu raporunda zayiat ve değer artışının henüz imar düzenlemesine konu edilip edilemeyeceği belirsiz olan emsale izafe edilerek, İmar Kanunun 18.maddesinde öngörülen zayiat miktarının da en yüksek oranda (%35) kabulü ile emsalin ve dolayısı ile dava konusu taşınmazın değerinin artırılmış olması,
2-İkinci bilirkişi kurulu tarafından Duaçınarı mevkiinde kain 1485 parsel sayılı taşınmaz somut emsal alınarak yapılan değerlendirme sonucu metrekare birim bedeli 115.000.000 TL olarak tespit edilmiştir.
Her iki bilirkişi kurulunun asıl raporlarını mahkemeye ibraz etmelerinden sonra davacı vekili düşük değeri içeren 2.bilirkişi kurulu raporunu kabul ettiğini, buna göre karar verilmesini istemiştir. Mahkemece de ikinci bilirkişi kurulunun raporu benimsenmiş olup mahkeme hakimince yapılan re'sen hesaplamada dava konusu taşınmazın tam olarak imar parseli haline dönüşmediği gerekçesiyle 2. bilirkişi kurulunca bulunan değerden İmar Kanununun 18/2. maddesi hükmü uyarınca %20 oranda daha düzenleme ortaklık payı düşülerek 92.000.000 TL/m2 değer esas alınıp hüküm kurulmuştur.
Yıldırım Kadastro Müdürlüğünün 12.01.2001 tarihli yazısında dava konusu yavuzselim mahallesi, 9897 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 2981 Sayılı Yasanın 10/b maddesi uygulaması neticesinde oluşan parsel olduğu belirtilmiştir. Anılan Yasanın uygulanması sırasında davaya konu taşınmazın geldisi olan taşınmaz imar uygulamasına tabi tutulmuştur. 3194 sayılı İmar Yasasının 18.maddesinin 2.fıkrası hükmüne göre taşınmazın alanından düzenleme ortaklık payı düşülebilmesi için bu taşınmazın ve geldisinin daha önce imar düzenlemesi veya kamu hizmetlerine usulen terk yapılmak suretiyle oluşmuş imar parseli niteliğini kazanmamış olması gerekir. Yine aynı yasa ve maddenin 6.fıkrasında da, bu fıkra hükümlerine göre herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmazda, daha önce 2981 Sayılı Yasanın 10/b maddesi uygulaması yapıldığına göre artık bir imar parseli haline dönüşmüş olup, değerlendirmenin bu niteliğine göre yapılması gerekir. Hal böyle iken ve somut emsal alınan taşınmaz da imar parseli olduğuna göre ikinci bilirkişi kurulunun ulaştığı değerden düzenleme ortaklık payı düşülmemesi gerekirken mahkemece yasal dayanaktan yoksun biçimde mahkemece ilave bir indirim yapılarak hüküm kurulması,
3-Davalı idare tarafından 7.12.1999 tarihinde kamulaştırılan dava konusu taşınmaz ile aynı tarihli ve aynı kamulaştırma kapsamı içinde kalan, Yıldırım İlçesi, Yavuz Selim mahallesi 9899 ada 2 parsel için yakın değerlendirme tarihi (22.12.2000) itibariyle Bursa 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/64 esas ve 494 karar (Dairenin 2001/11475 esas-2002/195 karar) sayılı dosyasında 115.000.000 TL/m2 üzerinden hüküm kurulmuş ve bu hüküm Yargıtay denetiminden geçip onaylanmış iken yakın konumda bulunan dava konusu taşınmaz için (11.12.2000 değerlendirme tarihine göre) farklı nitelik göstermediği halde 92.000.000 TL/m2 esas alınarak hesap ve değerlendirme yapılmış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, her iki bilirkişi kurulundan ayrı ayrı ve ilgisine göre yukarıda açıklanan esaslara uygun biçimde ek raporlar alınmalı, ek raporlar alındıktan sonra davacı vekilinin ulaşılan değerlerden düşük değeri içeren raporu kabul edip etmediği sorulmalı, kabul etmediği takdirde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15.maddesinde öngörülen biçimde yeniden bilirkişi kurulu oluşturularak alınacak 3.bilirkişi kurulu raporu sonunda ortalama değeri içeren rapor üzerinden hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 28.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy