(1086 S. K. m. 388, 389)
DAVA VE Karar: Davaya konu Elhac Abdülfettah Çavuş Vakfına ait 12 Şevval 1124 tarihli senette, galle fazlasının batın şartı ile erkeklere iki kadınlara bir hisse düşecek şekilde öncelikle evlada, galle alan hak sahibinin ölümü halinde evladı bulunduğu takdirde hissesinin ön batındaki evlada intikal etmeyip kendi evlatları arasında paylaştırılacağı, bu durumda batın şartının geçerli olmayacağı öngörüldüğü cihetle davacının şu an vefat eden annesi Fahriye'ye isabet eden galleyi kardeşleri Mehmet ve Mustafa ile birlikte ( halen uygulandığı şekilde ) eşit olarak paylaşacak, annesinin batınındaki bütün vakıf evlatlarının ölümü halinde ancak galle dağıtımının mevcut evlatlar arasında yeniden düzenlenmesinde vakfın erkek evladı olarak ayrıca galle alabilecektir.
Bu durumda dosyada bulunan galle alan evlat listesi ve vakfa ait belgelerden davacıdan önceki batında vakıf evladı olduğu anlaşıldığına göre; yargılama sırasında alınan iki bilirkişi raporunda açıklanan bu husustaki görüşler mahkemece de benimsenerek kararın gerekçe bölümünde davacının vakıf evladı olarak doğrudan vakıf gelirlerinden faydalanabilmesi için annesinin batnında bulunan vakıf evlatlarının vefat etmesi gerektiği şeklindeki tespiti doğrudur.
Ancak, davacı vekilinin dava açtığı 27.4.1999 tarihli dilekçesinde müvekkili Hakkı'nın galle fazlasına müstahik vakıf evladı olduğunun, daha sonra mahkemeye verdiği 29.6.1999 havale tarihli açıklama dilekçesi ile de annesinden dolayı kendisine ödenmekte olan vakıf gelirinin niteliğinin belirlenmesini ve vakfın galleye müstahik erkek evladı bulunduğunun tespitini istediği, dosyada bulunan gerek davacıya gerekse annesine ait ilamların her ikisinin de dava konusu vakfın evladı olduklarının tespitine ilişkin olup, galle fazlasından yararlanmayı içermediği gözetildiğinde davacının, ölen annesinin hissesine dayalı olarak galleye müstahik evlat olduğunun tespiti bakımından böyle bir davayı açmakta hukuki yararı vardır.
Hal böyle iken, mahkeme kararında davacının, vakfın galleye müstahik erkek evladı olduğunun tespiti istemi yönünden değerlendirme yapılmış ise de, annesinden dolayı kendisine fiilen de ödendiği anlaşılan ve kardeşleriyle birlikte müstahik bulunduğu galleye ilişkin talebi karşılanmamıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. ve 389 uncu maddelerine göre mahkeme kararlarında, istek sonuçlarından herbiri hakkında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmekte olup, bu kural yasaya, infazda duraksamaya meydan verilmemesi amacıyla konulmuştur.
Açıklanan bu hususlar gözetilerek mahkemece davacının vefat eden annesine isabet eden payı yönünden galleye müstahik vakıf evladı olduğunun tespiti vakfın erkek evladı olarak doğrudan galleye müstahik olduğunun tespitine ilişkin isteminin ise annesinin batınından halen hayatta olan galleye müstahik vakıf evladının varlığı nedeniyle reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken, davacının ölen annesinden intikalen kardeşleriyle paylaşacağı galle fazlasından faydalanmasını da engeller şekilde batındaki vakıf evladının hepsinin vefatına kadar galle alamayacağı, bu aşamada galleye hak kazanmadığı ve vakıf gelirinden istifade edemeyeceği anlamında davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy