(1086 S. K. m. 388) (634 S. K. m. 33)
Dava dilekçesinde kat malikleri kurulu kararının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, 8.6.2000 tarihli toplantıya kat maliklerinin yasada öngörülen biçimde çağırılmadıkları ve 15.6.2000 günlü ikinci toplantıda yeterli çoğunluk sağlanmadan karar alındığı ileri sürülerek, bu toplantıda alınan kat malikleri kurulu kararının iptali istenilmiştir.
1- Dosyada toplanan belge ve bilgileri inceleyen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, iptali istenen kararın alındığı toplantı için kat maliklerine yönteme uygun çağrı yapılmadığı, yönetim ve denetim kurallarının yasal çoğunluk (yeter sayı) sağlanmadan seçildiği belirtilmiş; ancak, daha sonra -2001 yılının 6.ayında- yapılan toplantıda aynı kişilerin yönetim ve denetim kurullarına seçilmiş olmaları nedeniyle iptali istenen 15.6.2000 günlü kararın artık bir anlam ifade etmeyeceği bildirilmiş; mahkemece de bilirkişinin bu görüşü doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, -kural olarak- önüne gelen uyuşmazlığı dava günündeki koşullarına göre değerlendirip toplanan kanıtlarla oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar vermek zorundadır. Somut olayda davanın açıldığı tarihten yaklaşık bir yıl sonra kat malikleri kurulunun toplanıp aynı kişileri yönetim ve denetim kurullarına yeniden seçmiş olması, -dava konusu edilmeyen bu son karar yasa ve yönteme uygun olsa bile- iptali istenen kararı anlamsız ve geçersiz kılmaz; başka bir deyişle kendiliğinden ortadan kaldırmaz. O halde mahkemece, davaya konu edilen 15.6.2000 günlü kat malikleri kurulu kararının iptalini gerektiren nedenlerin varlığı saptandığında davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de; kararın gerekçe bölümünde davacının bu davayı açmakta haklı ve hukuki yararı olduğu belirtilerek, masraf ve vekalet ücreti açısından davacı yararına hüküm kurulacağı açıklanmış iken, hüküm fıkrasında yargılama giderlerinden ve karşı taraf lehine takdir olunan vekalet ücretinden sorumlu tutulması ve böylece gerekçe ile çelişen hüküm kurulması da isabetli değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy