(634 S. K. m. 19, 28, 33)
Dava: Dava dilekçesinde davalının yönetim planı değişliğini imza etmiş sayılması istenilmiş, karşı davada ise mevcut yönetim planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü, karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı ve karşı davacı A. Nimet B. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 10.4.2001 tarihli dava dilekçesinde, 105 parsel numaralı ana gayrimenkulün yönetim planının 31 ve 32. maddelerinin iptaline dair kat malikleri kurulunun 20.8.2000 ve 29.10.2000 tarihli kararlarına karşı çıkarak bu kararlara katılmayan davalının yönetim planı değişikliklerini imzalaması için süre tanınması, aksi takdirde imzalamış sayılmasına karar verilmesi istenilmiş buna karşılık, davalının cevapla birlikte açtığı 29.5.2001 tarihli davada ise davaya konu kat malikleri kurulu kararlarının ve bu kararların alındığı toplantıların usul ve yasaya aykırı bulunduğundan bahisle iptali talep edilmiştir.
Mahkemece, yönetim planında iptali istenen hükümlerin, başka parsellerdeki bağımsız bölüm malikleri ile müştereken kullanılacak ortak tesislerle ilgili bulunduğu ve kat mülkiyetine konu bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti hükümlerine tabi olabilmesi için tek bir parsel üzerinde olmaları gerektiğinden bahisle ve bu davaya konu olan 105 parsel numaralı taşınmaz maliklerinin ayrı bir yönetim planı yapmalarının yasal hakları olduğu gerekçesiyle davacı mukabil davalıların davasının kabulüne, davalı mukabil davacının davasının ise reddine karar verilmiştir.
Yönetim planı, Kat Mülkiyeti Kanununun 28. maddesi hükmüne göre ana gayrimenkulün yönetim tarzını kullanma maksat ve şeklini düzenleyen ve bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme niteliğindedir. Yönetim planı hükümlerinin bütün kat maliklerini ve onların küllü ve cüzi haleflerini bağlaması da aynı madde hükmü gereğidir.
Yönetim planında; yasanın ayrı bir nisap öngörmediği hususlar yönünden değişiklik yapılması kat maliklerinin 4/5 inin oyu ile mümkün ise de Yasanın oybirliği öngördüğü hususları düzenleyen hükümlerde yapılacak değişiklikler bakımından bu nisap yeterli olmayıp oybirliği gerekir.
Somut olayda, kat mülkiyeti kurulmasına esas proje ve vaziyet planı çerçevesinde davaya konu parsel üzerinde kurulan ve ancak akdedilen sözleşme gereği diğer parseldeki maliklerinde kullanma hakkının bulunduğu sosyal tesis nitelikli havuz ile yine diğer parsellerde proje gereği kurulu olan ortak merkezi sisteme bağlı ısıtma sistemlerinden yararlanmayı düzenleyen yönetim planı hükümlerinin değiştirilmesi söz konusudur. Bu değişikliklerin, ana gayrimenkulün onaylı projesiyle yakından ilgisi bulunması nedeni ile Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesinin bütün kat maliklerinin muvafakatini gerektiren hükmü ile birlikte değerlendirilmesi ve oybirliğiyle alınmış bir kararla bu değişikliklerin yapılabileceğinin kabulü gerekir.
Öte yandan Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarında, kat maliklerine Yasayla tanımış olan bir hakkı bertaraf edecek şekilde hakimin hak sahibinin iradesi yerine geçip onun yerine karar vermesinin mümkün bulunmadığı kabul edilmektedir. Bu bakımdan söz konusu yönetim planı değişikliklerine rıza göstermeyen davalının yönetim planı değişikliğini imza etmiş sayılması yolundaki karar Anayasa ile güvence altında bulunan mülkiyet hakkının özünü zedeleyecektir.
Açıklanan nedenlerle davacı karşılık davalıların davalarının reddine karar verilmesi gerekirken doyurucu bir gerekçede gösterilmeden kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı karşılık davacı vekilinin davasına gelince; davaya konu kararlar ile bu kararların alındığı toplantıların iddia edildiği gibi usul ve yasaya aykırı olduğu hususları yönünden, ilgili toplantı çağrı yazısı ve bunun kat maliklerine usulünce tebliğ edildiğini gösteren belgeler getirtilip tüm deliller ile birlikte değerlendirilmeden eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy