(634 S. K. m. 24) (4721 S. K. m. 3)
Dava dilekçesinde madahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, tapuda mesken nitelikli olan bağımsız bölümün Kat Mülkiyeti Kanununun 24. maddesine aykırı biçimde işyeri olarak kullanılması nedeniyle eski hale getirilmesi ve bu bağımsız bölümün önündeki ortak yer nitelikli alanın işgal edilmesi sebebiyle de müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekili savunmasında, bu bağımsız bölümü müvekkili davalının davacıdan satın aldığında davacı tarafından kardeşine kiraya verilip işyeri olarak kullanıldığını ve müvekkilinin de işyeri olarak kullanacağını düşünerek bu yeri satın aldığını, davacının iyi niyetli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümün davalı tarafından satın alınmadan öncede işyeri olarak kullanıldığı ve satıştan sonra mesken haline dönüştürülmesinin istenmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Kanununun 24. maddesinin 2. fıkrasında ana gayrimenkulün kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerin ancak kat malikleri kurulunun oy birliği ile vereceği bir kararla işyeri olarak kullanılabileceği ve böyle bir kararın verilmesi halinde de kat maliklerinden birisinin istemi üzerine bütün bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki sahifelerine şerh verileceği öngörülmüştür. Yasanın bu hükmüne göre bütün kat maliklerince oy birliği ile verilmiş bir karar olmadıkça mesken nitelikli bağımsız bölümü işyeri olarak kullanılamaz. Davacının, imzasını taşıyan yazılı bir belge ile davalıya, dava konusu bağımsız bölümün işyeri olarak kullanılmasına muvafakatını bildirdikten sonra kat malikleri kurulu kararı bulunmadığından bahisle eski hale getirilmesini istemiş olsa idi bu davranış iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz ise de, davacının, aynı bağımsız bölümü malik olduğu dönemde kardeşine işyeri olarak kullandırmış bulunması, davalının da bu yeri işyeri yapmasına karşı çıkmasında iyi niyetli olmadığını göstermez. Satıştan önce davacının meskeni işyeri olarak kullandırma eylemi nedeniyle diğer kat maliklerine karşı o dönemde yasal sorumluluğundan söz edilebilir ise de, bu durum, ana gayrimenkulde mesken nitelikli bulunan bağımsız bölümlerin ve bu arada davalıya sattığı bağımsız bölümün işyeri olarak kullanılmasına rıza gösterdiği anlamına gelmez. Diğer bir ifadeyle, davacının kardeşinin yasaya aykırı biçimde bir dönem burayı işyeri olarak kullanmış olması, davalıya da aynı şekilde kullanma hakkı bahşetmez.
Açıklanan nedenlerle, davacının dava açma hakkının varlığının kabulü ile talep konusu edilen bütün hususlar yönünden tahkikatın tamamlanıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy