(2942 S. K. m. 11, 14, 15) (3194 S. K. m. 18)
(YİBK. E : 1993/3, K : 1994/2, 24.06.1994)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bilirkişi kurulu raporları hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Davacılardan Remziye A. taşınmazdaki payının ferağını 5.3.1999 tarihinde vermiş olup, bundan önce veya sonra yapılmış bir tebligatta bulunmadığından 24.6.1994 gün ve 1993/3 Esas-1994/2 karar sayılı tevhidi içtihat kararı uyarınca 30 günlük hak düşünücü süre o gün başlamış ve 5.4.1999 pazartesi günü sona ermiştir. Bu durumda 9.4.1999 tarihinde açılan dava süresinde olmadığından bu davacı açısından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü ile bedel artırımına hükmedilmesi,
2-Yargıtay uygulamalarına göre, somut emsal alınan taşınmaz imar düzenlemesi sonucu meydana gelen parsel, dava konusu taşınmaz ise bu nitelikte olmaması halinde dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden veya kamulaştırılan yüzölçümünden İmar Kanunun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması ve bu oranında taşınmazın niteliğine göre %35'den fazla olmaması gerekir. Somut emsal ile dava konusu parselin imar düzenlemesi açısından aynı nitelikte olması halinde ise düzenleme ortaklık payı için herhangi bir indirim yapılmamaktadır.
Buna göre, birinci bilirkişi kurulu raporunda yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmadan ve bu konuda bir araştırma da yapılmadan emsalin belirlenen değerinden %25 oranında düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması ve daha sonrada bu şekilde belirlenen değerden dava konusu taşınmazın kadastrol parsel olması sebebiyle de ikinci bir kez %25 oranında indirim yapılarak düşük bedele ulaşılmış olması; ikinci bilirkişi kurulu raporunda ise emsalin ve dava konusu taşınmazın imar düzenlemesi açısından nitelikleri tespit edilmeksizin %35 oranında düzenleme ortaklık payına tekabül edecek şekilde indirim yapılmış olması,
3-Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin (g) bendine göre arsaya kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre değer verilir. Bu hükümden de anlaşılacağı gibi emsalin değeri, taşınmazın değerini belirleyecek asıl ölçüyü içerir. Bu suretle kamulaştırma sonucu bulunan değere, ayrıca aynı maddenin (i) bendine göre değer ilave edilmesi bu hükmün içeriği ile bağdaşmaz. Çünkü bilirkişi raporları her iki taşınmazın tüm niteliklerini belirleyerek ve bunların değere katkılarını belirlemek durumunda olup, böyle bir işlem yaptıktan sonra ayrıca aynı karşılaştırmaya konu olan bir nedenden ötürü artırıma gitmek bir niteliğin iki kez değerlendirilmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle, birinci bilirkişi kurulunca, bulunan değere objektif nedene dayalı olarak %40 oranında ilave yapılarak fazla değerin belirlenmiş olması,
4-Üçüncü bilirkişi raporunda somut emsal alınmadan, dava konusu taşınmazın cinsi, nevi, alanı, kıymetine tesir edebilecek bütün vasıf ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, kadastrol parsel oluşu, kamulaştırma tarihinde resmi makamlarca yapılmış kıymet takdiri, emsallerin ayrı ayrı incelenmesi, karşılaştırılması, tartışılması sonucu dava konusu taşımazın 2.500.000 TL/m2 değerinde olabileceği belirtilmiştir.
Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereğince bedelin tespitinde etkisi olan tüm unsurlar gerekçeleri ile ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek sureti ile kamulaştırma bedeli saptanmalıdır. Dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmazların ayrı ayrı incelenmesi neticesi farklılıkları, üstün ve eksik yönleri tek tek tespit edilmeli, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu gerekçeleri ile saptanmalı ve bu suretle yapılacak karşılaştırma neticesi dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir. Bu hususa uyulmadan karar verilmiş olması,
5-Kabule göre de; Davacılardan İsmail D. lehine 101.765.285 TL'ye hükmetmek gerekirken daha düşük bir değere hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda belirlenen hususlar doğrultusunda araştırma yapılması, bilirkişilerden ek rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 29.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy