(634 S. K. m. 20, 38) (818 S. K. m. 101)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde 3.567.061.000 TL. alacağın 20.10.1999 gününden itibaren aylık %10 faiziyle birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının anataşınmazın eski yöneticisi olarak 20.10.1999 gününe kadar bu görevini sürdürdüğünü, 1.9.1997 tarihi ile istifa ederek görevden ayrıldığı gün arasında apartman ortak giderleri için toplanan paranın 3.567.061.000'sını yeni yönetime devretmeyerek zimmetinde tuttuğunu iddia ederek, bu paranın istifa gününden itibaren aylık %10 gecikme tazminatıyla tahsilini istemiş; Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 38. maddesi hükmüne göre yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bu sorumluluğunun ve yöneticilik görevinin mahiyeti gereği olarak yönetici, kat maliklerinden tahsil edilen paraları, apartmanın ihtiyaçlarına sarf etmek, harcanmayanları da yönetim adına açtıracağı hesapta muhafaza etmek, bu görevi sona erdiğinde de harcanmayan paralarla tüm defter ve belgeleri yeni yöneticiye hemen devretmek zorundadır. Bu yükümlülükleri yerine getirmesi için ayrı bir ihtara da gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla Borçlar Yasasının 101. maddesinin ilk fıkrasında, genel nitelikteki borçlara ait olarak borçlunun temerrüdü için öngörülen ihtar koşulu, apartman yöneticisi bakımından uygulanamaz. Yönetici, görevinin sona erdiği tarihte, uhdesinde kalan apartmana ilişkin paralar yönünden temerrüde düşeceğinden faizin başlangıç tarihinin eski yöneticinin istifa için ihtarname çektiği tarihten başlatılmasında bir isabetsizlik yoktur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasal gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesinde apartmana ilişkin hizmetin sağlıklı ve aksamadan yürütülmesinin temini bakımından apartmanın ortak giderleri için kararlaştırılan gider ve avans payını zamanında ödemeyen kat maliki için aylık %10 gecikme tazminatı öngörülmüştür. Kanunun bu maddesine göre, %10 gecikme tazminatı ancak, gider ve avans payını ödemeyen kat maliki, kiracı veya bağımsız bölümden devamlı surette yararlanan kişi aleyhine hükmedilebilir. Somut olayda ise, kanunun bu maddesinden kaynaklanan bir ortak gider alacağı istenmemekte, eski yöneticinin uhdesinde kalan yönetime ilişkin paranın genel hükümler çerçevesinde tahsili talep edilmektedir. Bu durum karşısında, davalıdan, tahsiline karar verilen para için kanuni faiz yerine olayda uygulanma imkanı bulunmayan Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesi uyarınca %10 gecikme tazminatına hükmedilmesi doğru görülememiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy