(634 S. K. m. 20)
Dava: Dava dilekçesinde, kat mülkiyeti kurulmuş bulunan anagayrimenkulde 27 adet bağımsız bölüme malik olan davalının ortak giderlerden payına düşeni ödemediği, hakkında yapılan icra takibini itiraz ile durdurduğundan bahisle itirazın iptali talep edilmiştir.
Davalı taraf, maliki olduğu bağımsız bölümlerde ısıtma sistemi olmadığını ve yakıt giderlerine 25 yıldır katılmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuş, mahkemece 25 yıl yakıt gideri istenilmemiş olan davalının bağımsız bölümlerinin, merkezi kalorifer sisteminin doğalgaza dönüşümü işlemleri sırasında da sistem dışında bırakılmış olduğu gerekçesi ile yakıt gideri talep edilemeyeceği kabul edilerek karar verilmiştir.
Karar: Dairemizin bozma kararında, İstanbul 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/226-Sayılı dava dosyasında mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenip bir örneği bu dosyaya da ibraz edilen bilirkişi raporlarına yollama yapılarak ve yönetim planı hükümleri esas alınmak suretiyle, anayapının onaylı asıl projesinde davalı dükkanlarını da içine alacak şekilde kalorifer sisteminin mevcut olduğu, bu bakımdan kalorifer tesisatının davalıya ait dükkanlarda projeye uygun şekilde kurulmamış veya sonradan sökülmüş olmasının davalıyı yakıt giderlerinden sorumlu tutulmaktan kurtarmayacağı belirtilerek bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, bu defa yeniden yapılan incelemede, İstanbul 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda sözü edilen 2000/226 esas sayılı dosyasından alınıp, bozma kararına da dayanak yapılan ve davalı dükkanlarının onaylı İGDAŞ doğalgaz dönüşüm projesinin dışında tutulduğunu bildiren 1.12.2000 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi Mehmet Nuri Toplu'nun, mali müşavir olup, teknik bilgiyi gerektiren sıhhi tesisat ve doğalgaz projesi üzerinde inceleme yapıp görüş bildirmek konusunda uzman olmadığı anlaşıldığından bu kere, mahkemece, yeterli olmayan bu rapordaki saptamalar esas alınarak, doğalgaza dönüşüm işlemleri sırasında davalı dükkanlarının kalorifer sistemi dışında bırakıldığı kabul edilip buna göre hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, anayapının kalorifer tesisatı asıl projesi yönünden de İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin yine 2000/226 Esas sayılı dosyasında alınan 16.10.2000 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile yetinilmeyip bu hususun da mahallinde, seçilecek uzman bilir-kişiye incelettirilip ayrıntılı rapor alınması, sağlıklı bir sonuca ulaşılması bakımından yerinde olacaktır. Mahkemece dinlenen hesap bilirkişisi yeminli mali müşavir Muammer Kocatepeli'nin tarihsiz raporu da ısınma giderlerinden davalının sorumlu tutulmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesi için yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece, anayapının onaylı asıl kalorifer tesisat projesinin de dosyaya getirtilmesinden ve ilgili kurumdan doğalgaza dönüşüm projesinin ne suretle hazırlanıp onaylandığının ve dönüşüme kat maliklerinden hangilerinin yazılı muvafakatının bulunduğunun saptanmasından sonra mahallinde uzman bilirkişilere inceleme yaptırtılarak gerek asıl kalorifer tesisat projesinin ve gerekse doğalgaza dönüşüm projesinin yerinde uygulanması sağlanıp özellikle dava konusu edilen davalıya ait dükkanların, bu projelerin her ikisi bakımından da kapsamda olup olmadığını gösterecek şekilde bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınıp dükkanların asıl projede kapsamda olmalarına karşın doğalgaza dönüşüm projesinde kapsam dışında tutulduğunun anlaşılması durumunda, dönüşüm projesinin hazırlanıp onaylanması konusundaki tespit sonucuna göre; davalı dükkanlarının diğer kat maliklerinin istek ve iradesi ile dönüşüm kapsamı dışında tutulduğunun veya davalı dükkanlarının ayrık tutulduğu bu dönüşüm sisteminin kapasitesinin, davalıların dükkanlarının da bağlanması halinde bunları taşımayacağının anlaşılması durumunda davalının yakıt giderlerinden sorumlu tutulmaması yolunda karar verilmeli, aksi halde, Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesinin ilk fıkrasının ( c ) bendi hükmü gözetildiğinde dükkanlarında projeye uygun tesisatın kurulmamış olmasının davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı esas alınarak takip ve davaya konu edilen dönemdeki saptanacak yakıt giderlerinin davalıdan tahsiline ve ayrıca şartları oluştuğu takdirde gecikme tazminatı ile icra inkar tazminatına da hükmedilmelidir.
Bundan ayrı, davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin tam ve doğru tarihinin ( 19.7.2000 ve 5.2.2001 ) saptanması ve gecikme tazminatının hesaplanmasında bu tarihin esas alınması gerektiğinin düşünülmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulması gerekirken eksik bilgi ve yeterli olmayan raporlara göre değerlendirme yapılarak değişik gerekçe ile kesin bozma kararı verilmiş bulunduğundan tarafların karar düzeltme istemlerinin kabulü ile 28.1.2002 tarih 2002/308 Esas 725 Karar Sayılı Daire Bozma kararının kaldırılmasına ve Mahkeme kararının yukarıda yazılı olduğu şekilde BOZULMASINA, tarafların sair karar düzeltme taleplerinin reddine, peşin yatırılan karar düzeltme harçlarının istek halinde düzeltme isteyenlere iadesine, 8.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy