(1086 S. K. m. 167)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığına yazılan 24.09.2001 günlü müzekkerede; bentler halinde cevaplandırılması istenen sorulara tatmin edici ve tereddütleri giderici tarzda yanıt verilmemiş, aynı şahsa ait 10.8.1999 günlü tabip raporundaki bulgulardan bahsedilerek, "kişinin günlük normal aktivitesini yapmasına engel olabileceği" belirtilmekle yetinilmiştir.
HUMK'nun 167/1. maddesinde ifade edilen anlamda kişinin hastalık sebebiyle bir muameleyi yapmaktan aciz bulunması için onun ağır hasta olması gerekir. Ağır hastalık halinin en önemli iki koşulundan birincisinin hastanın, bilincinin (şuurunun) kapalı olması, ikincisinin ise yataklı bir tedavi kurumunun yoğun bakım ünitesinde tedavi görmesidir. Adli Tıp Kurumunun, kendi raporuna dayanak yaptığı 10.08.1999 günlü raporda, bu tür bulgular yoktur. Ayrıca hasta, yatarak tedavi görmesi için herhangi bir yataklı sağlık kurumuna da acilen sevk edilmemiştir. O halde mahkemenin; Adlı Tıp Kurumu Başkanlığına gönderdiği yazıda yer alan hususlardan her biri hakkında yeniden görüş sorup açıklama istemesi gerekirken, yetersiz rapora itibar ederek hüküm kurması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; önceki bozma ilamı doğrultusunda, 10.8.1999 günlü rapordaki bulgular göz önünde bulundurularak:
1- Hastanın rahatsızlığının, bilincini tamamen kaybetmesine neden olabilecek ve yataklı bir tedavi kurumunun yoğun bakım ünitesinde tedavi görmesini gerektirecek boyutta olup olmadığının,
2- Rahatsızlığın Hastayı, aynı kentte bulunan müvekkilini, kitle iletişim araçlarıyla arayıp bu durumundan haberdar etmesini engelleyecek boyutta bulunup bulunmadığının,
3- Söz konusu rahatsızlığın, hastanın kendisini bir vekille tevkil etmesini engelleyip engellemediğini,
4- Hastanın bu rahatsızlığının, mahkemeye bir mazeret dilekçesi yazıp göndermesine, yanındaki kimselere sözlü beyanda bulunmasına, herhangi bir kimseye telefon etmesine veya ettirmesine mani teşkil edip etmediğinin,
Açık bir şekilde bildirilmesi için Adli Tıp Kurumu Başkanlığına yeniden müzekkere yazmak, alınacak cevaba ve yukarıda yapılan açıklamalara göre bir karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy