(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve buna göre her iki bilirkişi kurulundan da uygun emsal seçilerek değerlendirme yapan raporlar alınmış ve endeksleme sonucu değerlendirme tarihi itibariyle 160,30.689 TL.m2 bedele ulaşan emsale nazaran dava konusu taşınmaza 67.700.000 TL/m2 değer belirleyen ve birbirini teyit eden raporlara göre hüküm kurulmuş ise de, her iki raporda hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Kamulaştırma Yasası'nın 11. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak dördüncü fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın vergi beyan değerleri arasındaki orandır.
2942 sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet takdirinde göz önünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak, bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir.
Bozmadan sonra bilirkişi kurullarınca somut emsal olarak alınan 2 parsel numaralı taşınmaz Çiftlik Belediyesi sınırları dahilinde olup, Mersin şehir merkezine 9 km mesafede, konut bölgesinde, meskun yerlere 50-100 m. Mesafede, tüm belediye hizmetlerinden yararlanan, imar düzenlemesi görmüş, 625 m2 yüzölçümüne sahip iken, dava konusu taşınmaz, emsalle aynı bölgede Çiftlik Belediyesi sınırları içerisinde, Mersin yerleşim merkezine 9 km. mesafede Mersin-Silifke asfaltının yaklaşık 750 m kuzeyinde, Çiftlik Belde merkezine 120 m uzaklıkta 300 m kuzeydoğusu ile 500 m kuzeyinde mahalle şeklinde oluşan yerleşim yerinde bulunan ve tüm belediye hizmetlerinden yararlanan, imar parseli niteliğinde 1143 m2 yüzölçümüne sahip bir konumdadır.
Her iki taşınmazın bilirkişi kurullarınca belirlenen bu özellikleri, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli ya da eşdeğerde olabilecekleri izlenimini vermektedir. Bilirkişi raporlarında nazara alınmayan vergi beyan değerleri yönünden de denetim yapılmak üzere Dairenin geri çevirme kararı uyarınca dosyaya getirtilen belediye yazısında, emlak vergisine esas asgari değerleri itibariyle emsal taşınmaz için 22.000.000 TL/m2, dava konusu taşınmaz için ise 14.000.000 TL/m2 bildirilmiş olması da emsalin daha değeri olduğu yolundaki intibaı güçlendirmektedir.
Açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporlarında, emsal ile dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine göre yapılan karşılaştırması sonunda, dava konusu taşınmazın emsalden yaklaşık dört katı daha değerli olduğunun saptanması gerçek durumla taban tabana zıt, açık bir isabetsizlik teşkil ettiği gibi değerlendirmede, dava konusu taşınmaz ile somut emsalin emlak vergisine esas değerlerinin getirtilip aralarındaki oranın gözetilmemiş olması da yasal bir noksanlık oluşturmaktadır. Bu bakımdan, yeterli olmayan bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarda sözü edilen bozma doğrultusunda bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı, alınan raporların bozmaya uygunluğu denetlenmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy