(2942 S. K. m. 15)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı Vek. Av. Ulviyer Sarp geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bunlardan ikinci ve üçüncü bilirkişi kurulu raporları hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki;
Birinci bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmaz tarım arazisi niteliğinde görülüp, net gelir yöntemiyle değerlendirmesi yapılmış ve taşınmazın bulunduğu yöreye bir kısım belediye hizmetlerinin gelmiş olması, şehir merkezine yakınlık ve ulaşım kolaylığı gözetilerek %50 oranında objektif artış uygulanmak suretiyle taşınmaza 2.597.647 TL/m2 değer verilmiştir.
Davacı tarafın taşınmazın arsa niteliğinde olduğuna ilişkin itirazı üzerine Ceyhan ve Büyükmangıt Belediye Başkanlıklarından taşınmazın niteliğini tespit bakımından bilgi istenilmiş, gelen cevap yazılarına göre mahkemece taşınmaz arsa niteliğinde görülüp buna göre oluşturulan bilirkişi kurullarına iki kez yerinde inceleme yaptırtılmış, bu kurullarca düzenlenen raporlarda da, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlar esas alınarak taşınmazın 7.500.000 TL/m2 değerinde olduğu saptanmıştır.
Dava konusu taşınmazın vasfının belirlenmesi bakımından Büyükmangıt Beldesi Belediye Başkanlığından alınan 15.1.2001 tarihli yazıda, taşınmazın Ceyhan Kapalı Cezaevinin doğusunda ve Ceyhan belediyesi mücavir alan sınırları içinde kaldığı belirtilmiştir. Ceyhan Belediye Başkanlığının dosya içerisinde bulunan 16.6.2000, 18.9.2000 ve 12.4.2001 tarihli yazılarından da, dava konusu taşınmazın belediye mücavir alan sınırları içinde, iskan dışı sahada kaldığı, meskun olan yerlerden olmadığı, imar planının bulunmadığı ve ancak kanalizasyon dışında yol, su, elektrik, çöp toplama vs. hizmetlerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ca kısmen benimsenen Bakanlar Kurulu'nun 28.2.1983 tarih 1983/6122 sayılı kararnamesinin 1.maddesinin (b) bendine göre, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış arazi ve arazi parçalarının arsa sayılabilmesi için, fiilen meskun halde bulunan ve belediye hizmetlerinden faydalanmakta olan yerler arasında kalması gerekir. Somut olayda, yukarıda da açıklandığı üzere belediye mücavir alan sınırları içinde kalan ve imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olan dava konusu taşınmazın yakınında bulunan cezaevine ulaşan bir takım belediye hizmetleri mevcut ise de, Bakanlar kurulu kararnamesine göre aynı zamanda bulunması gereken fiilen meskun halde bulunma koşulu gerçekleşmemiş olduğundan bu yerin arsa olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca taşınmazı arsa olarak değerlendiren ikinci ve üçüncü bilirkişi kurullarının raporlarına itibar edilemez. Taşınmazı tarım arazisi niteliğine göre değerlendiren birinci bilirkişi kurulu raporu ise yasa hükümlerine uygun olup, taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri dikkate alınarak bilimsel yöntemle değerinin tespitinde ve raporda belirtilen gerekçelere dayalı olarak %50 oranında objektif artış uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu taşınmaza kıymet takdir komisyonunca 2.050.000 TL/m2 değer takdir edilmiş, tarım arazisi niteliğine göre değerlendirme yapan birinci bilirkişi kurulunca da 2.597.647 TL/m2 değer belirlenmiştir. Bu durumda, Kamulaştırma Yasasının 15.maddesinin 11.fıkrasında öngörüldüğü üzere kıymet takdir komisyonu tarafından tayin edilen kıymetle bu bilirkişi kurulunun belirlediği değer arasında önemli bir oransızlık da (Yargıtay uygulamalarına göre %100'ü aşan) bulunmadığından mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulması gerekirken taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilerek bu yolda rapor düzenleyen ikinci ve üçüncü bilirkişi kurulu raporlarına göre hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 04.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy