(634 S. K. m. 19, 33, 35) (1086 S. K. m. 74, 388)
Dava: Dava dilekçesinde anayapının depreme karşı dayanıklılığın sağlanması için onarıma izin verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hüküm davalı ve bir kısım dahili davalılar tarafından temyiz edilmiş temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması ise davalı ve dahili davalı Selim K. vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalılar ve aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, 1999 depreminden sonra Anayapıda, STFA şirketinden getirtilen teknik heyetçe yapılan incelemede hasar tespit edilememekle birlikte kalorifer kazanı monte etmek için taşıyıcı sistemden olan kiriş vazifesi gören perde duvarın bir kısmının kestirildiği, projede olması gereken 4 adet zelzele kirişinin eksik olduğu korozyona maruz kalan kirişlerin temizlenip sıvatılması ve bunların acilen yapılması gerektiğinin belirtildiğini bu nedenle kat malikleri kurulu toplantısında bu eksikliklerin giderilmesi için deprem komitesi kurulup fon oluşturulduğunu, bu amaçla para toplandığını buna rağmen davalı yöneticinin eksiklikleri gidermediğini, yapılan ihtarların da sonuçsuz kaldığını belirterek kat malikleri kurulu kararının yönetici tarafından yerine getirilmesini, depreme karşı can emniyeti açısından kirişlerin tamirine ve eksik zelzele kirişlerinin tamamlatılması için izin verilmesini istemiş, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı anayapının depreme dayanıklılığı ve sağlamlığı ile ilgili bu hususun tüm kat maliklerinin hukukunu ilgilendireceğinden dava dışı kat maliklerinin davaya dahil edilip taraf teşkili tamamlandıktan sonra tahkikat ikmal edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı uyarınca anagayrimenkuldeki tüm kat malikleri davaya dahil edilip taraf teşkili tamamlanmıştır.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19 uncu maddesinin ilk fıkrasında öngörüldüğü üzere kat malikleri, anagayrimenkulün bakımına ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecbur oldukları gibi bunlardan herbirisi diğerlerinden bu mecburiyete uyulmasını, uymadıkları takdirde de bunu teminen hakimin müdahalesini isteme hakkına sahip bulunmaktadır.
Bu yasal hakka dayanılarak açılan eldeki davanın yargılama aşamasında, dava dilekçesindeki talep kapsamında yaptırtılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda, binada deprem hasarı olmamakla birlikte, muhtemel depreme karşı binanın onaylı projesinde gösterilen bir kısım somellerin bağlanmamış olmasının giderilmesi zorunlu bir eksiklik olduğu gibi bodrum kat betonarme perdede açılan kapının etrafına takviye sistemi yapılmasının ve bodrum kat kolan demirlerinde oluşan korozyonun giderilmesinin de zorunluluk bulunduğu açıklanmıştır.
Bir kısım davalıların savunmalarında ve temyiz itirazlarında, binanın depreme dayanıklı kılınması bakımından yapılacak işlerin tespiti için yerinde yapılan incelemenin ve bu inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda gerekli görülen tedbirlerin yetersizliği ileri sürülmüş ise de, Mahkemece, taleple ve talebe dayanak yapılan kat malikleri kurulu kararı ile bağlı kalınarak, bu çerçevede acil ve zorunlu görülen işlerle sınırlı olarak hüküm kurulmasında, -H.U.M.K'nun 74. üncü maddesi de gözetildiğinde- usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, mahkemece, anayapının sağlamlığının korunması için bilirkişi raporunda zorunluluğu öngörülen işlerin yerine getirilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak H.U.M.K'nun 388. maddesinin sonuncu fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararlarının hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu hükümle, kararların infazında duraksamaya meydan verilmemesi amaçlanmıştır. Oysa, kararda, onarım işlerinin kimler tarafından yaptırılacağı, maliyetinin ne olacağı gerekli giderlerin kimler tarafından ve nasıl karşılanacağı belirtilmemiştir.
Bu bakımdan, yapılacak işlerin maliyeti olarak bilirkişi tarafından saptanıp raporda gösterilen miktarın aradan geçecek süre nedeniyle yetersiz kalmasının kaçınılmaz olması da dikkate alınarak hüküm fıkrasında, toplanması gereken bu miktarın gerçekleşecek masraftan mahsup edilecek bir avans niteliğinde olduğu da açıklanmak suretiyle, Kat Mülkiyeti Yasası ve yönetim planı hükümlerine göre, yapılacak masraftan ilk planda her bir bağımsız bölüm malikline düşecek miktar mutlaka belirtilmelidir.
Bundan ayrı, Kat Mülkiyeti Yasasının 35. maddesinin ( d ) bendi uyarınca anataşınmazın sağlamlığının korunması, onarım ve bakımı yöneticinin görevleri arasında olup, bilirkişi raporunda belirtilen onarımların öncelikle toplanacak avansla yönetici tarafından yerine getirilmesine, yöneticinin yerine getirmemesi halinde, bunun davacı tarafından yaptırılmasına, işler tamamlandığında yapım masraflarının daha fazla olması durumunda kalan kısmın da kat maliklerince ödenmesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 11.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy