(634 S. K. m. 18, 19, 33)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yere müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm bir kısım davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava anataşınmazın ortak yerlerinden olan bahçeye su deposu yapılmak suretiyle oluşturulan el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesi hükmü, kat maliklerinin anataşınmazın mimari durumu ile güzelliğini titizlikle korumaya zorunlu olduklarını ve kat maliklerinden birinin, tüm kat maliklerinin rızası olmadıkça ortak yerlerde onarım, tesis ve değişiklikler yapamayacağını öngörmektedir. Kat maliklerinin borç ve yükümlülükleri ile ilgili genel kuralı düzenleyen 18. maddenin ikinci fıkrasında ise, bu yasada kat maliklerinin borçlarına ilişkin hükümlerin bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma ( sükna ) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir biçimde devamlı olarak yararlananlara da uygulanacağı ve borç ve yükümlerini yerine getirmeyenlerin ilgili kat malikleriyle birlikte sorumlu olacakları belirtilmiştir.
Kat Mülkiyetine tabi anataşınmazın ortak yerlerinden olan bahçeye tüm kat maliklerinin rızası olmaksızın yapılan su deposunun kaldırılarak eski hale getirilmesi istemine ilişkin davanın, -yukarıda değinilen yasa maddeleri hükmünce- doğrudan kat maliklerine karşı açılması ya da bu haksız eylem ( ortak bahçeye müdahale ) bağımsız bölümlerden birinde devamlı oturup yararlanan kişi ( veya kişiler ) tarafından gerçekleştirilmişse, husumetin o kişi ( veya kişiler ) ile birlikte ilgili bağımsız bölüm maliklerine yöneltilmesi gerekir.
Dosya içindeki belgelere ve özellikle anataşınmazın tapu kaydı içeriğine göre, davalılardan Semra M, Zehra S, Serpil S, Sevilen A. ve Toygan Ş'nun bağımsız bölüm maliki olmadıkları gibi, bağımsız bölümlerin birinden devamlı yararlanan kişi konumunda bulundukları ve aynı zamanda davaya konu müdahaleyi fiilen gerçekleştirdikleri yöntemince araştırılıp saptanmadan, aleyhlerinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy