(2942 S. K. m. 1, 25)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırılıp el konulan taşınmaz malların kamulaştırma bedellerinin artırılarak faiz ve masraflarla birlikte davalı idareden tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş hüküm davacılar vekili tarafından duruşmalı inceleme isteğiyle temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve duruşma istemi pul yokluğundan dolayı reddedildikten sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davalı idarece kamulaştırılıp el konulan 111 ve 160 parsel sayılı taşınmaların davacıların payına düşen kamulaştırma bedellerinin artırılması ile artırılan bedelin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz malların davalı idare tarafından kamulaştırılıp kıymet takdir komisyonunca belirlenen bedellerinin bankaya bloke edilerek bu taşınmazlara el konulmuş olmakla birlikte, kamulaştırma kararının henüz tebliğe çıkarılmadığından Kamulaştırma Yasasını değiştiren 4650 sayılı Yasanın Geçici 1.maddesi gereğince davacıların dava açma haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
24.4.2001 günlü ve 4650 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kamulaştırma kararı alınmış ancak henüz tebligata çıkarılmamış kamulaştırmalarda bu kanun hükümleri, diğerlerinde önceki hükümler uygulanır kuralına yer verilmiştir. Buna göre, anılan Yasanın yürürlüğe girdiği 5.5.2001 tarihinden önce kamulaştırma kararı alınmış ve tebligata çıkarılmış ise, önceki (2942 sayılı Yasada yapılan değişiklikten önceki) hükümler uygulanacaktır.
Somut olayda dava konusu taşınmazların 4650 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamulaştırılmış olduğunda ve davacılara tebligat yapılmadığında kuşku yoktur. Burada üzerinde durulması gereken husus, kamulaştırma işleminin idarece tebligata çıkarılmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 25.maddesi, dava açma konusunda sınırlama koymuş, mal sahibinin dava açabilmesi için idarenin tebligat yapması veya tebligata çıkarması koşulunu getirmiştir. Taşınmaz malın paydaşlarından birine tebligat yapılmış ise henüz tebligat yapılmayan diğer paydaşların da dava açma hakları vardır.
Dosyada toplanan belge ve bilgilerden; davacıların (miras bırakanı Arif B'in) de paydaş olduğu 111 ve 160 parsel sayılı taşınmazların davalı idare tarafından 30.6.1994 tarihinde kamulaştırıldığı, tapu kayıtları üzerine kamulaştırma şerhi verildiği ve kamulaştırılan kısımların ifraz edilip fiilen el konulduğu, davacılar dışındaki diğer paydaşlar tarafından tapuda gerçekleştirilen ferağ işleminden sonra Mersin Asliye 1.Hukuk Mahkemesinde açılan 1999/820 esas sayılı bedel artırımı davasının karara bağlandığı ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek (Dairenin 2000/8593 esas sayılı onama kararı ile) kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu taşınmazların 4650 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamulaştırıldığı ve diğer paydaşlarca tapuda ferağ verildiği, dava açmak için tebligatla eş değerde kabul edilen bu ferağ karşısında kamulaştırmanın tebligat evresine geldiği ve böylece davacılar açısından da dava açma hakkının doğmuş bulunduğu gözetilerek geçici 1.madde uyarınca uyuşmazlığın 2942 sayılı Yasanın değişiklikten önceki hükümlerine göre çözümlenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy