(2942 S. K. m. 11) (3194 s. İmar K. m. 18)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporları hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
Belediye Başkanlığından getirtilen yazı içeriğine göre dava konusu taşınmaz 19.12.1989 tarihinde onanan 1/25000 ölçekli Büyükşehir Çevre Düzeni planında kısmen tarım alanı kısmen de askeri alana girmekte, meskun mahalde olup, şehir merkezine 5-5,5 km. mesafede bulunmakta ve bir kısım belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır.
Her ne kadar bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporlarda nitelikleri, konumu ve çevre özellikleri belirtilerek taşınmaz arsa olarak değerlendirilmiş ise de; keşifte dava konusu yeri inceleyip hakkında bilgi edinen hakimin, tutanağa geçecek genel nitelikteki objektif gözlemleri ve yargı denetimine olanak sağlamak amacıyla dosyaya konulacak planlar, fotoğraflar, ilgili belediyeler ile imar müdürlükleri ve kadastro müdürlükleri gibi merciilerden alınacak belgelerle desteklenmedikçe, belediyenin soyut bilgiler içeren yazısı ve bilirkişi raporlarındaki belirlemeler, imar planı dışında yada henüz imar planı yapılmamış yörelerdeki taşınmazların arsa sayılabilmesi için her zaman yeterli olmaz.
Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca da kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 Sayılı Karar uyarınca uygulama imar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için, belediye yada mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece, meskun olduğu için yada meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Bu durumda, henüz uygulama imar planında bulunmayan taşınmazın arsa sayılabilmesi için yukarıda sayılan unsurları taşıyıp taşımadığının saptanması amacıyla, yeniden keşif yapılması, keşif tutanağına hakimin genel ve objektif gözlemlerinin yazılması, Yargıtay denetimine olanak sağlamak açısından taşınmazın çevresi ile birlikte arsa sayılması için gerekli unsurları haiz olup olmadığını gösterecek nitelikte hakim tarafından onaylanmış ve dava konusu yer işaretlenmiş fotoğraflarının ve çevredeki yapılaşma ve tesisleri de (mümkün olduğu kadar mesafe de belirterek) gösteren ayrıntılı plan yada krokisinin ve bağlı olduğu yerleşim merkezi yada il, ilçe merkezine uzaklığının belirlenmesi ve tüm bu araştırmalar sonucuna göre arsa yada arazi olarak değerlendirilmesi gerekir.
Tüm bu unsurlara ilişkin bilgiler toplanıp belgelendirilip, tartışılmadan dava konusu taşınmazı arsa olarak değerlendiren raporlara göre hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy