(2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kat mülkiyeti hükümlerine göre yönetilen anagayrimenkulün 21 numaralı bağımsız bölümünde kiracı olan davalının, 30 Ekim 1993 - Ocak 2000 dönemini kapsayan aylara ait aidat, genel gider ve avans karşılığı borçlarını ödemediği iddiası ile aylık %10 gecikme tazminatı ile birlikte toplam 3.500.000.000 TL. üzerinden hakkında yapılan icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davanın dayanağını teşkil eden icra dosyası içinde bulunan 2.2.2000 tarihli takip talepnamesinde, davalının Ekim 1993-Ocak 2000 dönemindeki aylara ait aidat, genel gider ve avanstan oluşan borçlarının toplamı için takip yapılmış iken, bilirkişi raporunda, aylık aidatların da takibe konu toplam alacağın kapsamında olduğu gözetilmeden söz konusu dönem için ayrıca toplam 587.000.000 TL. aidat alacağının varlığı kabul edilerek ve böylece aidatlar mükerrer hesaplanmak suretiyle talebi aşan miktarda alacak gösterilmiş, mahkemece de yanılgıya dayalı bu saptama esas alınarak asıl alacak yönünden fazlaya hükmedilmiştir.
Keza, 2000 yılı şubat ayının avans, genel gider ve aidatları takip talebinin kapsamı dışında kaldığı halde, bilirkişi raporunda bu ay da hesaba dahil edilmek suretiyle bu yönden de istem aşılmıştır.
Bundan ayrı, davalı savunmasında, davaya konu teşkil eden bağımsız bölüme 1.4.1994 tarihinde taşınıp kullanmaya başladığı halde 1993 yılı Kasım ayından itibaren yönetim giderlerinden sorumlu tutulmasının yanlışlığını bildirmiş ve dosya içerisinde mevcut yazılı kira sözleşmesi de bu savunmasını doğrulamış iken gerek bilirkişi raporunda ve gerekse mahkeme kararında bu hususun gözetilmemesi de doğru değildir.
Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre aidat, genel gider ve avansın süresinde ödenmemesinden dolayı kiracının gecikme tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için bu konudaki kat malikleri kurulu kararlarının veya işletme projelerinin kendisine, tebliğ edilmek veya sair surette duyurulduğunun kanıtlanması gerekir. Böyle bir kanıt olmadığı takdirde kiracı ödeme emrinin kendisine tebliğinde mütemerrit duruma düşeceğinden gecikme tazminatı bu tarih esas alınarak hesaplanmalıdır. Somut olayda, bu hususta da herhangi bir inceleme ve tespit yapılmadan bütün aidat gider ve avansların ait olduğu tarihlerden itibaren gecikme tazminatına hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda gerekli bilgi ve belgeler toplandıktan ve bilirkişiden ek rapor alınıp uygunluğu da denetlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy