(2942 S. K. m. 10, 18, 19)
Dava: Dava dilekçesinde tapulu olmayan dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedeli ve malikinin Kamulaştırma Yasasının 19.maddesi hükmü çerçevesinde tespiti ile taşımazın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapuda kayıtlı bulunmayan kamulaştırma konusu gayrimenkulün bedelinin ve malikinin tespiti ile mülkiyetinin idare adına tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmalar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; 1- Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasa ile değişik 19. maddesi hükmü uyarınca açılacak davalarda mahkemece, öncelikle anılan maddenin 4. fıkrasında yollama yapılan aynı yasanın 10. maddesinde belirtilen usulde ve sürede kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi, daha sonra idarece verilen bilgi ve belgeleri zilyedin kamulaştırma tarihinde taşınmaz malı Türk Medeni Kanunu hükümleri dairesinde ve zilyetlikle iktisap etmiş olduğunu belirtmeye yeterli gördüğü takdirde kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin bilirkişi raporunu idareye ve bu raporla birlikte idarece verilen diğer belgeleri zilyede tebliğ ettirmesi gerekir. Yasanın bu hükmü uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti, sadece zilyedin değil, sonradan ortaya çıkabilecek diğer hak sahiplerinin hukukunun korunması bakımından da zorunlu olup, idare ile tespit edilen zilyedin bedel konusunda uzlaşmaları, bu ve mülkiyetin ihtilaflı olduğu durumla ilgili 18.madde uygulamasında söz konusu olamaz.
Hal böyle iken taşınmazın değeri yöntemince tespit edilmeden tarafların bedelde anlaşmaları uygun ve yeterli görülüp, ilan yoluna gidilmiş olması,
2- Yapılan ilanlar üzerine süresi içerisinde Hazine adına verilen 18.1.2002 tarihli dilekçede, taşınmazın zilyedi Osman T. tarafından iktisap edilmiş sayılması yolundaki tespite itiraz edilmiş bulunması karşısında Kamulaştırma Yasasının 19. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin ileride hak sahipliğini ispat edecek kişiye ödenmesi için idarece ilanda belirtilen bankada açılacak üçer aylık vadeli hesaba yatırılmasının sağlanması gerekirken, bu husus gözetilmeden, zilyet ve idare arasında uzlaşmaya varılarak belirlenen bedelin zilyet adına bankaya yatırılmasına karar verilmiş olması,
Bu bağlamda, zilyedin kamulaştırma tarihi itibariyle taşınmaz malı iktisap edip etmediğinin tespitinin idarece verilen bilgi ve belgeler üzerinden yapılması ve bununla yetinilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun mahallinde tanık ve bilirkişi marifetiyle keşfen saptanması yoluna gidilip zilyedin kesin biçimde hak sahibi olduğu sonucuna varılması da, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 11.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy