(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ve tazminat ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, Maliye Hazinesinden kiraladığı 297 ve 298 parsel sayılı taşınmazların davalı idarece kamulaştırılıp fiilen el konulması nedeniyle kamulaştırılan alanlarda ekili bulunan buğday ürünü ile 298 parsel üzerindeki 9 adet zeytin ağacının tahrip edildiğini ileri sürerek, uğradığı zararın davalı idareden tahsiline istemiştir.
Mahkemece, önceki bozma ilamına uyularak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş ise de, buğday ürünün hasara uğradığı yönündeki değerlendirme ile bilirkişi kurulunca zeytin ağaçlarına değer biçilmesi yöntemi isabetli değildir.
Şöyle ki;
1-Kıymet Takdir Komisyonunca düzenlenen 3.6.1999 günlü raporlarda, dava konusu 297 ve 298 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırılan alanları üzerinde bu tarih (3.6.1999) itibariyle buğday ekili olduğu saptandığı cihetle, delil tespitiyle ilgili 28.10.1999 günlü keşifte dinlenen tanık Kazım A'ın "hasat vakti gelmeden Mayıs ayının ortalarında idarenin taşınmazlarda yol çalışmalarına başlayarak buğday ürününü hasara uğrattığı" yolundaki anlatımı inandırıcı olmaktan uzaktır. Gerçeği yansıt-mayan böyle bir ifadeye itibar edilemez. Taşınmazların bulunduğu köy muhtarlığının 1999 yılında buğday ürünü hasadının 15 Haziran- 15 Temmuz tarihleri arasında yapıldığına ilişkin cevabı ile idarenin bu taşınmazlara 10.7.1999 günü el konulduğunu bildiren yazısı birlikte değerlendirildiğinde; buğday ürünün, taşınmazlara fiilen el koyma tarihinden önce hasat edilmiş olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim davalı idare adına yol yapımını üstlenen taşeron firma (N... İnşaat ve Ticaret A.Ş.) 2.6.2000 günlü yazısında, dava konusu 297 ve 298 parsel sayılı taşınmazlara fiilen el konulduğu 10.7.1999 tarihinde üzerlerinde ürün bulunmadığını, bu tarihten önce buğday ürününün sahibi tarafından hasadı yapılıp kaldırıldığını bildirmiştir.
Dosyada toplanan belge ve bilgiler, özellikle yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında; dava konusu taşınmazların kamulaştırılan alanları üzerindeki buğday ürününün, davalı idarece tahrip edilip zarara uğratıldığı savı yöntemince kanıtlanamadığı düşünülmeden bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2-Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporlarında, 298 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarına Junge metodu ile değer biçilmiş olup, bu yöntem Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına aykırı bulunmaktadır. Yargıtay'da öteden beri uygulanan yönteme göre bu gibi durumlarda kayba uğrayan ağaçların kaim değerleri saptanıp buna göre hüküm kurulması gerekir. Bu yöntemde taşınmaz, önce ağaçların cinsine göre dekar başına ağaç sayısı dikkate alınarak kapama bahçe olarak değerlendirilir; aynı yer yörede ekilmesi mutad olan ürünler münavebesine göre tarla ziraati yapılmak suretiyle bir kez daha değerlendirilip, tarla ziraatinden bulunan değer, kapama bahçe değerinden indirilir; bu değer dekar başına bulunması mutad olan ağaç sayısına bölünür, böylece bulunan bir ağacın değeri, kayba uğrayan ağaç sayısı ile çarpılmak suretiyle ağaçların kaim değeri saptanır. Kesilen ağaçlar mal sahibi tarafından alınmış ise bu değerden enkaz bedeli indirilir.
Mahkemece, dava konusu zeytin ağaçlarının değerinin yukarıda belirtilen yöntemle saptanmadığı gözetilip, bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve buna göre oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması da doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 3.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy