(2942 S. K. m. 11, 14) (7201 S. K. m. 32)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin artırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av. Demet Urla ile aleyhine temyiz olunan davalı vekili Av. Huriye Gültekin geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, mülkiyeti müvekkiline ait İzmir Bornova, Pınarbaşı mahallesinde bulunan 5988 parsel numaralı taşınmazın davalı idarece kamulaştırıldığını, kamulaştırma evrakının davacının adresi ile ilgisi bulunmayan bir adreste ve gene davacı şirkette çalışmayan Recep Ö. isimli kişiye tebliğ olunduğunu, kamulaştırmayı, davalı idarenin açtığı tescil davası ile öğrendiklerini, bedelin düşük takdir edildiğini açıklayarak artırılmasını istemiş; davalı vekili de davanın süresinde açılmadığını savunmuştur. Mahkemece, yapılan tebligatın geçerli olduğu, yetkili mercilerde iptal edilmedikçe geçerliliğini koruyacağı, aksini düşünmenin Tebligat Kanununa aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Kamulaştırma Yasasında gösterilen dava süreleri, hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan resen göz önünde tutulur. Hak düşürücü sürenin başlangıcı da geçerli bir tebligat gününden başlar. O halde dava açma süresi yasa gereği kamulaştırma işleminin noter marifeti ile mülk sahibine tebliği ile başlayacağından bu tebligatın da geçerli bir tebligat olması gerekmektedir. Tebligatın geçersiz olduğu yolunda bir iddia ileri sürüldüğü takdirde davayı gören mahkemenin gerekli araştırmayı yapma görevi vardır.
Somut olayda, davacı şirket adına gönderilen kamulaştırma evrakı Recep Ö. isimli kişiye tebliğ olunmuştur. Davacı vekili yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı sonucunu doğuran bir iddia ileri sürmüştür. Böyle bir iddiada bulunulduğuna göre mahkemenin, davacı şirketin adresini, tebligatı alanın o tarihte davacı şirkette çalışıp çalışmadığını şirketle olan ilgisini ilgili mercilerden (C.Savcılığı, S.S.K.Sigorta veya Bölge Müdürlüğü, Ticaret Sicil Müdürlüğü gibi) araştırması, kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ olunup olunmadığını, böylece davanın süresinde açılıp açılmadığının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde saptaması gerekir.
Ayrıca mahkemenin; bu araştırma ile tebligatın usulüne uygun yapılmadığı, mevcut tebligatın geçersiz bir tebligat olduğu sonucuna varması durumunda; davacı ihtilafsız kamulaştırma bedelini almış ise bu tarih ile tescil davası varsa bu davada davacıya yapılan tebligatın tarihi de Yargıtay uygulamalarında Tebligat Kanununun 32 inci maddesine uygun ıttıla olarak kabul edildiğinden, varsa bu tarihlerin de belirlenip, bunlara göre de (30) günlük hak düşürücü sürenin geçip geçmediği araştırılmalıdır.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan davanın süresinde açılmadığı kabul edilerek reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle H.U.M.K'nun 428 maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy