(4721 S. K. m. 111, 112, 116)
Dava: Dava dilekçesinde vakfın dağılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 21.6.2001 günlü dava dilekçesinde, T Sağlık Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma vakfının 25.12.1998 tarihinde kurulduğunu, tanışma toplantıları dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, kuruluş sermayesinin de bu tanıtım toplantıları için harcandığını, bu nedenle amacını gerçekleştirmesinin olanaksız duruma geldiğini ileri sürerek davalı vakfın dağılmasına ve mal varlığının mazbut vakıflar tüzel kişiliğine devrine karar verilmesini istemiş; davalı ise, kuruluşundan itibaren vakıfla bir süre ilgilenilemediğini, ancak daha sonra amaç doğrultusunda faaliyetlere devam edildiğini, teftiş raporunda belirtilen eksikliklerin yerine getirildiğini, böylece vakfın dağılması sonucunu doğuracak bir durumun sözkonusu olmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuş; mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa; 1-Vakıf hukukunda aslolan kurucu iradenin muhafazası ve mümkün olduğunda vakfın devamının sağlanmasıdır. Somut olayda vakfın mal varlığının ve gelirlerinin amacın gerçekleştirilmesini olanaksız kılacak derecede yetersiz olduğu tam olarak kanıtlanmış değildir. Bir süre, vakıf senedinde öngörülen amaca yönelik faaliyette bulunulmadığı iddiası da yönetim zaafı ile ilgili olup, koşulları varsa Medeni Kanunun 112/2. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 23.maddeleri doğrultusunda yöneticilerin görevden alınması istemine konu olabilir ise de, tek başına vakfın dağılması nedeni sayılamaz. Bu itibarla mahkemece; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de; davada vakfın "dağılması" istenildiği halde "dağıtılmasına" karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 7.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy