(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m. 36)
Dava: Dava, 2000 yılında bazı ayların yakıt ve sıcak su gider borcunu ödememesi nedeniyle davalı kat maliki hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icranın devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davaya karşı herhangi bir savunmada bulunmamış, karara karşı süresinde verdiği temyiz dilekçesinde aidat borçlarının kiracısı tarafından ödenmesi gerektiği için icra takibine itirazda bulunduğunu, davada, dava dilekçesi kendisine ulaşmadığı için savunmada bulunmadığını, kiracısının herhangi bir ödemede bulunup bulunmadığını tespit edemediğini, davanın haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, icra takibine ve davaya konu teşkil eden aylık yakıt ve sıcak su giderlerinin miktarının ne olduğu ve davalı tarafa herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda bir inceleme yaptırılmadan, davacının iddiası ile yetinilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Kat Mülkiyeti Yasasının 36. maddesi hükmü uyarınca, yönetici tarafından anagayrimenkulün yönetimi ile ilgili olarak tüm gelir ve giderlerin noterden onaylattırılmış defterlere yazılması ve bu kayıtlara dayanak olan tüm belgelerinde dosyada saklanması zorunludur.
Gelir ve giderlerle ilgili olarak kat malikleri ile yönetim arasında çıkacak uyuşmazlıklarda, mahkemece, ait olduğu döneme ilişkin tüm defter, kayıt ve belgelerin getirtilip iddia ve savunma doğrultusunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırtılıp alınacak raporun uygunluğu da denetlendikten sonra hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren bu konuda mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırtılmadan iddia sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere davalının gecikme tazminatından sorumlu tutulabilmesi için bu konuda verilen kat malikleri kurulu kararına davalının bizzat katılmış olması veya bu kararın kendisine herhangi bir suretle tebliğ edilip duyurulmuş bulunması ya da hazırlanan işletme projesinin yöntemince tebliğ edilmiş bulunması gerekir. Yöntemince bir duyuru veya tebliğ yapılmamış olması halinde, borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliğ tarihinden itibaren ancak sorumlu tutulması mümkündür.
Hal böyle iken mahkemece, takibe ve davaya konu edilen yakıt ve sıcak su giderlerine ilişkin kat malikleri kurulu kararı veya işletme projesinin davalıya duyurulduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge olmadığı halde, bu husus araştırılmadan gecikme tazminatına ilişkin istemin kabulü de usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Mahkemece, davacı yöneticiden takip ve davaya konu edilen yıla ait tüm defter, kayıt ve belgelerin istenip getirtildikten sonra bunlar üzerinde iddia ve savunmada gözetilmek suretiyle muhasebeden anlayan uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırtılıp rapor alınmalı, raporun uygunluğu da denetlendikten sonra hasıl olacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy