(2942 S. K. m. 11, 18) (Arsa Sayılacak Parsellenmemiş Arazi Hakkında Karar m. 1)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanununun 4650 Sayılı Kanunla değişik hükümlerine dayalı olarak, kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı ve davalı adına gelen olmadı. Bazı eksikliklerin giderilmesi için dosya geri çevrilmiş, bu kez iade edilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davaya konu taşınmazın dosyadaki bilgi ve belgelere göre tarım arazisi olarak kabul edilip değerlendirilmesi gerekirken arsa sayılarak değerlendirme yapılmış olması yerinde değildir.
Şöyle ki;
Geri çevirme kararı üzerine Tavşanlı İlçesi Belediye İmar Müdürlüğünden getirtilen 5.6.2002 tarihli yazıda davaya konu 1973 parselin nazım imar planı içinde olmayıp Tavşanlı Belediye Meclisinin 2.7.2001 tarih ve 6/52-2 sayılı kararı ile Göbel Kaplıcaları Su Kaynağı Sondaj Alanı ve Kaynak Koruma Zonu olarak 1/1000 ölçekli imar planı içerisine alındığı, su, elektrik, kanalizasyon, çöp toplama gibi alt yapı hizmetlerinden yararlanmadığı, kullanım biçimi itibariyle iskan dışında bulunduğu ve yapılaşma olasılığının bulunmadığı bildirilmiş, dosya içerisinde bulunan 18.10.2001 tarihli yazısında da belediye mücavir alan içerisinde kaldığı belirtilmiştir.
Taşınmaz uygulama imar planı kapsamı içerisine alındığı tarihten hemen sonra 8.8.2001 tarihinde ilave imar planında belirtilen özelliğine uygun olarak kullanım için kamulaştırılmış olup bu durum kamulaştırmayı temin amacı ile taşınmazın uygulama imar planı içerisine alındığını göstermektedir.
Kamulaştırma Yasasının 11.maddesinin 5. fıkrasında kamulaştırma bedelinin takdirinde kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışlarının dikkate alınmayacağı öngörülmüş olduğundan, kamulaştırmayı temin amaçlı olan bu imar uygulaması nedeniyle taşınmazın arsa vasfını kazanıp buna dayalı olarak değerinin artmış olmasının kamulaştırma bedelinin takdirinde gözetilmemesi gerekir.
Öte yandan mücavir alan sınırları içinde kalan taşınmazın, çevresinin henüz meskun olmaması, üzerinde yapılaşmanın ve dolayısıyla iskanın imkansız bulunması ve de hiçbir belediye hizmetinden yararlanır durumda olmaması nedeniyle de Yargıtay'ca kısmen benimsenen Bakanlar Kurulunun 28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca da arsa olarak kabulü olası değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabul edilerek olduğu gibi kullanılması halinde sağlanacak net gelir üzerinden bilimsel yöntemle değerinin tespiti ve varsa objektif artış nedenleri de gözetilmek suretiyle değer tespiti için bilirkişi kurullarından ek rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.
Ayrıca;
1- Kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan davacı idare yararına maktu tarife üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
2- Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin bankaya tamamının bloke edilmesi gerekirken damga vergisi kesilmek suretiyle eksik yatırılması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 19.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy