(634 S. K. m. 10, 12, 50)
Dava: Dava dilekçesinde taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece ortaklığın kat mülkiyeti kurulması suretiyle giderilmesi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılardan İhsane ve Ayla tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılardan Ayla 2.5.2002 tarihinde tebliğ edilen kararı 13.5.2002 tarihinde temyiz etmektedir. Bu durumda, HUMK'nun 437. maddesinde öngörülen temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 1.4.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı ve diğer davalı İhsane temyizi yönünden ise; Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili davaya konu taşınmazın taksimini ve mümkün olmaması halinde de satış suretiyle ortaklığın giderilmesini; davalılardan Gülsevin vekili ise taşınmazda kat mülkiyetinin kurulmasının mümkün olduğunu belirterek kat mülkiyeti kurulmasını diğer davalılar ise satış yolu ile ortaklığın giderilmesini istemişlerdir. Mahkemece ortaklığın kat mülkiyeti kurulması suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 10. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, hakim, 12. maddedeki belgeleri tamamlattırıp bunlara dayanarak o taşınmazın mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın üzerinde zemin ve bir normal kattan oluşan ve her bir katta ikişer bağımsız bölüm bulunan yapımı tamamlanmış yapı mevcuttur. Paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibariyle her bir paydaşa bir bağımsız bölüm düştüğü ve fiilen paydaşların bu bölümleri kullandıkları anlaşılmakta olup fiili kullanım durumuna göre tahsis yapılmasında bir isabetsizlik yok ise de, birinci bilirkişi raporunda mimari projede kat planlarında eksiklikler bulunduğu açıklanmış ve bunun üzerine davalılardan Gülsevin tarafından mevcut duruma uygun olduğu belirtilen ve mimarlık- mühendislik bürosuna hazırlattırılan bir proje dosyaya sunulmuş ancak bu projenin imar mevzuatına ve bulunduğu yerin imar durumu ve fenne aykırılık oluşturmadığı hususu ilgili Belediye İmar Müdürlüğünce onaylanmamış ve bilirkişilerce bu proje mahalline uygulanmamıştır. Ayrıca, bağımsız bölümlerin ayrı ayrı değerleri uzman bilirkişiye yöntemince tespit ettirilip, Kat Mülkiyeti Yasasının 3. maddesi uyarınca bağımsız bölümlerden herbirine bu değerler ile orantılı olarak arsa payları özgülenmesi gerekirken hakim tarafından resen bağımsız bölümlerin herbirisi eşit değerde kabul edilip arsa payı tahsis edilmiştir.
Bundan ayrı Kat Mülkiyeti Yasasının 12. maddesinde sayılan belgeler sunulmuş ise de yönetim planı ve bağımsız bölüm listesinin tüm maliklerce imzalanması aranmamıştır.
Mahkemece, öncelikle hazırlatılan proje bilirkişi kurullarınca mahalline uygulanarak mevcut duruma ve yapının Kat Mülkiyeti Yasasının 50/2 maddesi hükmüne uygunluğu saptandıktan sonra taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün ( konumu, yüzölçümü, kullanım amacı ve eklentileri yerinde incelenip irdelenerek ) değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı saptanmalı, malikleri gösterir liste ve yönetim palanını paydaşların ( tanınan süreye rağmen ) imzalamaktan kaçınması halinde bunların imzalanmış sayılmasına karar verilmeli, kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı Gülsevin vekiline hazırlattıkları projenin ilgili İmar Müdürlüğüne onaylattırması için yetki ve süre verilmeli, bunlar ve diğer eksik belgeler de tamamlandıktan sonra fiili kullanım durumu gözetilerek bağımsız bölümlerin paydaşlara özgülenmesi suretiyle kat mülkiyetine geçiş yoluyla ortaklığın giderilmesine; belirtilen koşulların sağlanamaması halinde satışa karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 3.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy