(4721 S. K. m. 698) (1086 S. K. m. 432) (634 S. K. m. 10, 12)
DAVA VE Karar: Bozma ilamında, dava konusu taşınmazdaki ortaklığın kat mülkiyetine geçilmesi yoluyla giderilmesine karar verilmiş olması yerinde görülerek bozma nedeni yapılmamış, salt bağımsız bölümlere değer belirleme ve arsa payı özgüleme konusunda bilirkişi raporları arasındaki çelişkiye değinilerek, mahkemece ikinci bilirkişi kurulundan "davalının ivazın düşüklüğü konusundaki itirazı da dikkate alınmak suretiyle bağımsız bölümlerin her birinin gerçek değerinin belirlenip bu değerlerle orantılı arsa payı tahsisinin yapıldığı ve ivaz ilavesinin de bu değerler itibariyle belirlendiği" ek rapor alınıp denetlendikten sonra oluşturulacak listeye göre bağımsız bölümlerin tahsisi ve kat mülkiyetine geçilmesi yolunda hüküm kurulması istenilmiştir. Bozma ilamında mahkemenin yapacağı iş açıkça belirtildiğine ve mahkemece de bozmaya uyulduğuna göre, bozma gerekleri yerine getirilip oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekir.
Bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında taşınmazın paydaşlarından A.Ö.'in ölmesi nedeniyle çoğalan paydaş sayısı itibariyle her bir paydaşa bir bağımsız bölüm düşmeyeceği gerekçesiyle ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiş ise de; bozma nedenleri dışına çıkan mahkemenin bu kararı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanması gerektiği kuralına aykırı olduğu gibi, dava açıldıktan sonra, paydaşlardan birinin ölümü ile onun taşınmazdaki payına iştirak halinde malik olan mirasçılarının tek bir paydaş sayılması suretiyle -muris ölmemiş olsaydı kendisine özgülenecek olan- bağımsız bölümün bu mirasçılara paylı mülkiyet esasları çerçevesinde özgülenebileceğine ilişkin Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına da ters düşmektedir.
Öte yandan bozma ilamında açıkça ikinci bilirkişi kurulundan ek rapor alınması öngörülmüş iken, bundan zühul ile üçüncü bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış olması da doğru değildir. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeli ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.9.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy