(2942 S. K. m. 3, 11, 15) (3194 s. İmar K. m. 18) (3095 s. Faiz K. m. 1, 2)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, ikinci bilirkişi kurulundan alınan 13.4.2001 havale tarihli raporda, incelenen emsal satışların uygun emsal olmadığına işaret edildikten sonra birinci bilirkişi kurulunun bulduğu değerin benimsendiğinin belirtilmesiyle yetinilmiş, ayrıca yöntemince değer takdiri yapılmamıştır.
Kamulaştırma Kanununun 15.maddesinin, 4650 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki onbirinci fıkrasında yer alan ve hakimin, kıymet takdir komisyonu tarafından tayin edilen kıymet ile bilirkişi kurulunun belirlediği kıymet arasında önemli bir oransızlık (Yargıtay uygulamalarına göre %100'ü aşan) gördüğü takdirde, yeni bilirkişi kurulu oluşturularak kıymet takdiri yaptıracağına ilişkin hüküm, ilk bilirkişi kurulunun takdirinde olabilecek yanılgıyı gidermek, başka bir deyişle başka bir uzman gurubunun inceleme ve görüşü açısından da değerlendirme yapılarak birinci raporun test edilip gerçek değerin bulunmasını temine yöneliktir. Bu bakımdan ikinci bilirkişi kurulunca birinci kurulun raporu ile bağlantı kurulmadan, bağımsız olarak ve yöntemince değerlendirme yapılıp sonuca ulaşılması gerekir. Anılan Yasanın aynı maddesinin dokuzuncu fıkrasında öngörülen, bilirkişi kurulunun taşınmaz malın kıymetini 11. ve 12.maddeler hükümlerine göre tayin ve takdir ederek gerekçeli raporunu düzenleyeceğine ilişkin hüküm de, oluşturulacak her bilirkişi kurulunun birbirinden bağımsız değerlendirme yapacağını göstermektedir.
Bu durumda ikinci bilirkişi kurulundan, tarafların göstereceği, ya da resen seçilecek uygun emsal ile dava konusu taşınmazın değere etki yapan bütün unsurları yönünden ayrı ayrı karşılaştırılıp bulunacak eksik ve üstün yönlerin değere etkileri de saptanmak suretiyle ve emsalin değerlendirme tarihinde endeksleme sonucu bulunacak fiyatından hareketle dava konusu taşınmazın değerini saptayan ek rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yöntemince kıymet takdiri yapmadan birinci raporda ulaşılan sonucu benimseyen ikinci bilirkişi kurulu raporunun yeterli bulunarak hüküm kurulması,
2-Birinci bilirkişi kurulunca, dava konusu taşınmazın somut emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Kanununun 18.maddesinin 2.fıkrası hükmü uyarınca düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunun, bu taşınmazların imar düzenlemesi sonucu oluşup oluşmadıklarının Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak gözetilmemiş olması,
3-Faize, kamulaştırma işleminin kesinleşip mülkiyetin davalı idareye geçtiği 14.11.1996 tarihi yerine daha önceki (1984 yılında ölen murise çıkartılıp tebliğ edilen kamulaştırma evrakında yapılan tebligatın geçersiz olduğu dikkate alınmadan) bir tarihten hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy