(634 S. K. m. 10, 12, 33) (4721 S. K. m. 595, 600)
Dava: Dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, zemin ve üç normal kattan oluşan binanın üzerinde bulunduğu anagayrimenkulün tapu maliki Hasan ın vasiyeti ile ikinci katın tamamının davacı Ayşe'ye bırakıldığı ve ayrıca adı geçenin vasiyette bulunanın mirasçısı olarak taşınmazda pay sahibi olduğunu ileri sürüp, ikinci katın kendisi adına, diğer tüm bağımsız bölümlerin de tüm mirasçılar adına iştiraken özgülenmesi suretiyle kat mülkiyeti kurularak ortaklığın giderilmesi istenilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 10.maddesinin 3.fıkrasında; üzerinde kat mülkiyeti kurulmasına elverişli yapı bulunan gayrimenkuldeki ortaklığın mirasçılardan birisinin paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümün tahsisi suretiyle yapılmasını istemesi halinde hakimin o gayrimenkulün mülkiyetinin 12.maddede yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve payların denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebileceği öngörülmüştür. Yasanın bu hükmünden anlaşılacağı üzere ve ortaklığın giderilmesi davalarının mânâ ve mahiyeti gereği paylaşmadan her paydaşa ayrı ve müstakil bir bağımsız bölümün özgülenmesi esastır. Tarafların aksine bir kabulleri sözkonusu olmadığı sürece her paydaşa müstakil bir bağımsız bölümün tahsisinin mümkün olmaması durumunda kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklık giderilemez.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre taşınmazda dört bağımsız bölüm olup, tapu malikinin altı mirasçısı, başka bir deyişle altı paydaş mevcuttur. Kendilerine tebligat yapılmasına rağmen davaya katılmayan ve savunmada bulunmayan davalıların ortak tahsis konusunda bir istekleri olmadığından kat mülkiyetinin kurulmasına olanak bulunmadığı anlaşılmakla davanın bu gerekçe ile reddi gerekir.
Öte yandan davacı henüz infaz edilmemiş vasiyetnameye dayanarak anagayrimenkul üzerindeki binanın ikinci katının kendisine tahsisini istemiş olup, tenfiz edilmeyen vasiyetnamenin bu davada uygulanmasına yasal olanak da bulunmamaktadır. Davanın bir tenfiz istemi olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir.
Açıklanan gerekçelerle davanın bir bütün olarak reddine karar verilmesi gerekirken, iki ayrı dava varsayılarak vasiyetnameye yönelik istemin mahkemenin görevsizliği nedeniyle tefrikine sair isteklerin değişik gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy