(743 S. K. m.75) (Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük m. 22)
Dava: Dava dilekçesinde teftiş ve denetleme giderlerine katılma payının hesaplanması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 12.9.2000 tarihli dava açtığı dilekçesinde, Bosna-Hersek Dostları Vakfı'nın 1994 yılında kurulduğunu, mal varlığının yalnız 200.000 Amerikan Doları olup, bununda bankaya yatırılıp elde edilen faizi ile vakıf çalışmalarının sürdürüldüğünü, 1997 yılı için 7189, 1998 yılı için de 6973 Amerikan Doları faiz geliri elde ettiklerini bu miktarlar üzerinden teftiş ve denetleme giderlerine katılma payının hesap edilmesi gerekirken davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün 1996 yılı için 126.583.000 TL, 1997 yılı için 377.715.000 TL, 1998 yılı için de 648.915.000 TL. tahakkuk ettirildiğini, bankada bulunan vakfa ait yabancı paranın her yıl kurunda meydana gelen artışın gelir olarak kabul edilerek bu sonuca varıldığını böylece bir nevi vakfın cezalandırıldığını, kur artışının gelir olarak düşünülmesinin mümkün olmadığını, her yıl için bu şekilde teftiş payı alındığı takdirde vakfın kuruluş mal varlığının amaçları doğrultusunda kullanılmadan belli bir süre sonra azalacağını iddia ederek teftiş payının sadece gelirden alınması kur farkının teftiş payının hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiğine karar verilmesini istemiş; davalı ise yaptırılan teftiş sonunda düzenlenen raporda, ilgili vakfın gelirinin sadece faizden ibaret olmadığı kur farkı sebebiyle de mal varlığında artış meydana geldiği saptandığından kur farkının da teftiş payının hesaplanmasında vakfın geliri olarak kabul edildiğini, bu uygulamanın mevzuata aykırı bir yönünün bulunmadığını ileri sürerek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen rapor esas alınarak, vakfın 200.000 Amerikan Doları kuruluş akçesi olduğu, bunun Türk Lirası cinsinden vakfın mal varlığı olarak muhasebe kayıtlarına geçtiği ve bu paranın Amerikan Doları cinsinden bankaya bloke edildiği, geçen süre ve dövizdeki değer artışı nedeniyle arada bir kur farkı doğduğu, bu kur farkının da gelir kapsamında olduğu, davacının talebinin mevzuata uygun bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa; Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 22.maddesinde her vakıftan alınması gereken teftiş ve denetleme giderlerine katılma payının, vakfın safi geliri üzerinden hesaplanması gerektiği ve safi gelir de sözü edilen maddenin 4.fıkrasında, gelirin elde edilmesi için yapılan giderlerin düşülmesinden sonra kalan miktar olarak açıklandığı; davacı vakfa 1994 yılında kurulduğunda, mal varlığı olarak senedinin 7.maddesinde sadece 200.000 Amerikan Doları özgülendiği ve bu paranın o tarihten beri vakıf adına açılan bankadaki hesapta tutulduğu, elde edilen faizi ile çalışmalarının yürütüldüğü bu faiz gelirinden başka bir gelirinin de bulunmadığı; mahkemenin gerekçesinde dayandığı ve bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde, vakfın kuruluşu sırasında özgülenen para Türk Lirası cinsinden vakfın mal varlığı olarak muhasebeleştirilmediği, zira dosya kapsamından da anlaşılacağı gibi, vakfın kuruluşu sırasında özgülenen 200.000 Amerikan Dolarının kuruluştan beri bankada vakıf adına tutulduğu, hiçbir zaman Türk Lirasına çevrilmediği; kur farkının da gelir olarak mütalaa edilmesinin doğru olmadığı, çünkü Türk parasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesinin elinde yabancı para bulunduranlar için doğrudan gelir ve sözü edilen Tüzükte belirlenen safi gelir olamayacağı gibi kurun her zaman artmadığı düşmesinin de mümkün bulunduğu göz önüne alındığında; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy