(634 S. K. m. 20) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ve alacak istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde, davalı kat malikinin 1998 Aralık-2000 Mayıs döneminde 312.000.000 TL. asıl alacak, 375.642.400 TL. gecikme tazminatı borcunu ödememesi nedeniyle hakkında yürütülen icra takibinin sonuçsuz kaldığı belirtilip bu miktar alacağın ve 312.000.000 TL.nın takip tarihinden itibaren işlemiş 618.508.800 TL. faizinin; ayrıca, 2000 yılı Haziran-Aralık dönemi için 392.000.000 TL. asıl alacak ve 579.851.200 TL. gecikme tazminatı olmak üzere ödenmeyen toplam 971.851.200 TL. alacağın ve keza 2001 yılı Ocak-Temmuz dönemi için 135.000.000 TL.sı asıl; 46.728.000 TL.sı gecikme tazminatı olmak üzere 181.728.000 TL. alacağın ki genel toplamı 2.459.730.400 TL. olan alacağın aylık %14,6 faizi ve %40 inkar tazminatı ile birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece iki kez yaptırtılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen raporlarda, denetime olanak verecek şekilde yönetime ait ilgili defter, belge, kayıtlara dayalı bir açıklama ve ayrıntılı hesaplama yapılmadan sonuç olarak davalının aidat ve diğer ortak giderleri ödemediğinin belirtilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemece, yeterli olmayan bu raporlara ve tarafların iddia ve savunmalarına dayanılarak, bu davada, 1998 Aralık 2000 Mayıs dönemi için yapılan icra takibine vaki itirazın iptalinin istenmesi sözkonusu olmadığı halde, bu döneme ilişkin talep yönünden itirazın iptali ile icranın devamı şeklinde hüküm kurulmuş ve diğer dönemler yönünden de asıl alacağın yanısıra gecikme tazminatı istemlerinin de aynen kabul edilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş olduğu halde davalıya 5.7.2001 tarihinde tebliğ edilen, dosyada mevcut 31.1.2001 ve 3.4.2001 tarihli işletme projelerine dayanılarak 2000 yılı Haziran Aralık ayları dönemi ve 2001 yılı Ocak-Temmuz dönemi için istenen asıl alacak üzerinden ayrıca %14,16 oranında gecikme cezası aylık faiz adı altında bir tazminata hükmedilmiştir.
Ortak gider ve avans borçlarını süresinde ödemeyen kat malikinin Kat Mülkiyeti Yasasının 20.maddesi hükmü uyarınca ödemede geciktiği günler için aylık %10 hesabı ile gecikme tazminatı ödemekle yükümlü kılınması esas olup kat malikleri kurulunca oybirliği ile verilmiş bir karar olmadıkça ya da oybirliğine dayalı olmamakla birlikte aidat borcunu ödemeyen kat malikinin katılıp imzaladığı bir karar sözkonusu değil ise kat maliklerinin bu oran üstünde gecikme tazminatından sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi yasada öngörülen bu tazminat dışında gecikme cezası faizi adı altında başkaca bir tazminattan sorumlu tutulmaları da olası değildir.
Hal böyle iken somut olayda davaya konu edilen her üç dönem için asıl alacak yanında gecikme tazminatı isteminin de mahkemece sabit görülerek kabulüne karar verildiği halde kararda ikinci ve üçüncü dönemlere ilişkin asıl alacak miktarları üzerinden ayrıca %14.16 oranında gecikme cezası uygulanması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere davada 1998 yılı Aralık-2000 Mayıs ayı arasındaki dönemde aidat ve ortak giderler için de genel hükümlere dayanılarak alacağın tahsiline karar verilmesi istenilmiş iken mahkemece bu dönem yönünden önceki takibe vaki itirazın iptali istenilmiş gibi değerlendirilip bu yolda icra inkar tazminatını da içerir şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Kabule göre de;
Davacı vekili Haziran 2000-Aralık 2000 dönemi için 579.851.200 TL. gecikme tazminatı talep ettiği halde, bu talep aşılarak 679.851.200 TL.ya hükmedilmiş olması da yerinde bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece görevlendirilecek uzman bilirkişiye veya bilirkişi kuruluna anagayrimenkulün davaya konu dönemlere ilişkin tüm defter, kayıt ve belgelerinin asıllarının yönetimden getirtilip incelettirilerek davalının sorumlu olduğu asıl alacak ve gecikme tazminatı miktarını ayrı ayrı, açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösteren rapor alınıp doğruluğu denetlendikten sonra hasıl olacak duruma göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy