(2762 S. K. m. 40) (1086 S. K. m. 159, 163)
Dava: Dava dilekçesinde galle fazlasına müstahik vakıf evladı olduklarının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davacıların galleye müstahik vakıf evladı olduklarının tespitine ilişkindir.Mahkemece, 20.9.2001 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere 75.000.000 TL bilirkişi ücretini yatırmaları için davacılara 10 günlük süre verilip duruşma 14.11.2001 tarihine ertelenmiş, davacılar vekili bu tarihteki duruşmaya gelmediğinden takipsiz bırakılan dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş; Davacılar vekilinin yenileme dilekçesi vermesi üzerine açılan 5.3.2002 tarihli oturumda, "dosyanın celse arasında 20.9.2001 tarihli ara kararı uyarınca bilirkişiye tevdii ile rapor alınmasına, davacı vekiline gerekli masrafları yatırması yolunda 10 gün süre verilmesine, kesin olduğunun ihtarına ( bilirkişi ücreti masrafın )" şeklinde karar verilip, duruşma 2.5.2002 tarihine ertelenmiş, 2.5.2002 tarihli oturumda davacıların yeni vekilinin dosyayı incelemek için istediği 10 günlük süre verilip duruşmanın 21.5.2002 tarihine ertelenmiş, bu oturumda davalı vekilinin kesin süreye uyulmadığından davanın reddine karar verilmesi yolundaki itirazı üzerine, dosyayı incelemesi için davacılar vekiline süre tanınmış ve duruşmanın atılı bulunduğu 5.6.2002 tarihli celsede de, kesin süreye uyulmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin süre; davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacında olan tarafın bu davranışı önlemek için getirilmiş bir tedbirdir. Hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir, ancak hakim kendisinin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. ( H.U.M.K.163 ) Eğer hakim sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, tanıdığı süre içinde yapılmasını istediği işlerin ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklaması ve kesin süreye uymamasının doğuracağı sonucu açık olarak anlatması, uyulmaması durumunda davanın reddedileceği yine açıkça bildirilmek suretiyle ilgili tarafın uyarılması, bildirim ve uyarıların tutanağa geçirilmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece 5.3.2002 tarihli oturumda, davacılar vekiline, bilirkişi ücreti olarak belirlenen masrafı yatırması için 10 günlük kesin süre verilmesine, kesin olduğunun ihtarına denilmekle yetinilmiş paranın nereye ve ne şekilde yatırılacağı belirtilmemiş ve süreye uyulmamanın sonuçları açıklanıp bu husus tutanağa geçirilmemiştir.
Mahkemenin bu nitelikteki ara kararının yukarıda açıklanan özellikleri taşımadığı bu nedenle de HUMK.163 maddesinde öngörülen kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı ortadadır.
Ayrıca davacılar vekili istenilen ücreti 6.5.2002 tarihinde yatırmış ve inceleme yapacak bilirkişiye ücret ödenmesini sağlayacak şekilde mahkeme emrinde hazır bulundurmuştur.
Bu nedenlerle tüm deliller toplanıp bilirkişi incelemesi de yaptırtıldıktan sonra hasıl olacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yasaya uygun düşmeyen kesin süreye uymadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy