(2942 S. K. m. 11) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı ve davalı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dosyaya getirtilen 14.2.2001 ve 19.2.2002 tarihli Mumcular Belediye Başkanlığı yazılarında dava konusu taşınmazın mücavir alan sınırları içinde, Mumcular belde merkezine 5 km mesafede olduğu, Imsık Havaalanı 1/5000 ölçekli askeri amaçlı nazım imar planının Belediye Meclisinin 17.5.1999 tarihli kararıyla onandığı, belediye tarafından Imsık havaalanının çöpünün alındığı, belde nüfusunun 2325 olup, nüfus artışının olmadığı yapılaşma yoğunluğunun orta boyutta olduğu 1/1000 ölçekli imar planı yapımının düşünülmediği açıklanmıştır.
Kamulaştırma girişiminden önce plan içinde yer almayıp da, kamulaştırmayı sağlamak amacıyla ve kamulaştırma tarihinden hemen önce herhangi bir plan kapsamına alınan taşınmaz sırf bu nedenle arsa sayılamaz.
Bu itibarla, dava konusu taşınmazların kamulaştırma amacı olan Imsık askeri havaalanı yapımı için kamulaştırmadan hemen önce düzenlenen 1/5000 ölçekli nazım plan içine alındığı belediye hizmetlerinin tümünden (yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanmadığı, çevresinin meskun olmadığı, taşınmazların içinde yer aldığı belediyenin nüfus ve yapılaşma yoğunluğu ile genişleme hızının düşük olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapımının düşünülmediği belirlendiğinden bu niteliklerine göre arazi olarak değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyizine gelince,
1- Kıymet takdir komisyonu raporunda dava konusu taşımazın niteliği tarla olarak belirlenmiş üzerinde ağaç vs. gösterilmemiş olup davacılar vekilinin bu yöne ilişkin maddi hata iddiası da bulunmadığı halde birinci bilirkişi kurulunca 45 zeytin ağacı için ayrıca değer belirlenmiş olması, 2 ve 3.bilirkişi kurullarınca da taşınmazın kısmen kapama zeytinlik olarak kabul edilmesi,
2- Kamulaştırma Yasası'nın 11. maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Ayrıca Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim şartları, topografik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli ölçüde etkileyen, kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde %6 olarak alınmaktadır.
Bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın sulama olanağı bulunmayan 2. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğu belirtildiğine göre kapitalizasyon faizi oranının %6 alınması yerine %5 oranı uygulanmak suretiyle fazla bedele hükmedilmesi,
3- Dosyaya getirtilen İlçe Tarım Müdürlüğü resmi verilerine göre münavebeye alınan ürünlerden buğdayın dekar başına ortalama verimi 200 kg, olduğu halde ikinci bilirkişi raporunda buğday veriminin 300 kg alınarak değerlendirme yapmak suretiyle net gelirin ve dolayısı ile taşınmazın değerinin yükseltilmiş olması,
4- Kamulaştırılan taşınmazın yola, yerleşim yerlerine ve şehir merkezine yakın olması gibi nedenler objektif unsur değerlendirmesine konu edilebilir ise de (tarım arazisi niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde) dava konusu taşınmaza bu unsurların pazarlama kolaylığı ile sınırlı olan katkısının, bölgenin şartları ve daha önce daireden geçen benzer dosyalar da gözetildiğinde %40'ı aşmaması gerektiği düşünülmeden iki ve üçüncü bilirkişi raporlarında %120 oranında objektif artış uygulanması,
5- Avukatlık Yasası'nın (değişik) 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek vekalet ücretinin taraflar yerine doğrudan avukata ödenmesine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bilirkişi kurullarından yukarıda açıklanan hususlarda ek raporlar alınmalı ve raporların bozmaya uygunluğu da denetlenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy