(4721 S. K. m. 105/2, 101) (Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulun Vakıflar Hakkında Tüz. m. 15)
Dava: Dava dilekçesinde vakfın tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1-Türk Medeni Kanununun 101.maddesi hükmüne göre vakıf, gerçek ya da tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülenmeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğundan, özgülenen mal ve hakların amacın gerçekleşmesine -en azından başlangıç olarak- yeterli bulunması zorunludur. Somut olayda tescili istenen vakfa mal varlığı olarak herhangi bir gelir getirdiği iddia ve tespit edilmeyen 29.440 m2 alanlı bir tarla ile 10.000.000.000 TL. nakdin özgülenmesi ile yetinildiği anlaşılmaktadır. Vakfın kuruluş senedinin 3. ve 4.maddelerinde yazılı amaç ve faaliyet alanları -Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür itibariyle- büyük miktarlara ulaşan mal ve paranın varlığını gerektirir niteliktedir. Bu nedenle vakfa yeterli miktarda para ve mal varlığı özgülenmeden daha başlangıçta amacın gerçekleşmesini mümkün kılmayacağı belli olan sözkonusu mal varlığı yeterli görülerek tescile karar verilmesi,
Bundan ayrı;
2-Türk Medeni Kanununun 105/2.maddesinde, tescile karar veren mahkemenin vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildireceği; Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulun Vakıflar Hakkında Tüzüğün 15.maddesinde de, mahkemenin kararının kesinleşmesini beklemeden taşınmazların vakfedildiğine dair kayıtlarına geçici şerh verilmesini kendiliğinden derhal tapu idaresine bildireceği, idarenin de kayıtlarına geçici şerh vereceği, tescil kararının kesinleşmesinden sonra da taşınmazların vakıf tüzel kişiliği adına tescili yapılmak üzere durumun mahkemece kendiliğinden ve derhal tapu idaresine bildirileceği hükme bağlamasına rağmen, sözü edilen geçici şerhin verilmesinin tapu sicil müdürlüğünden istenmemiş olması,
3-1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesinin üçüncü fıkrası, vakıflarda üyelik olamayacağını hükme bağladığı halde kanunun buyurucu nitelikteki bu hükmüne uygun düşmeyecek ve vakfa üye alımını sağlayacak şekilde mütevelli heyetinin vakıf kurucuları ile sonradan alınacak gerçek ve tüzel kişilerden meydana geleceğinin vakıf senedinin 7.maddesinde düzenlenmiş olması,
4-Uygulamada duraksamaya ve kargaşaya yer verilmemesi için, kararın hüküm fıkrasında tesciline karar verilen vakıf senedinin düzenlendiği noter adı ile tarih ve yevmiye numarasının açıkça gösterilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; ( 1 ) numaralı bozma bendinde açıklandığı üzere yeterli olmayan mal varlığının, vakfın geniş kapsamlı amaç ve faaliyetleri de gözetilerek gelir getirebilen yeni taşınmazların ya da belirlenecek yeterli miktarda paranın vakfa özgülenmesi için davacı tarafa süre verilip yeterli düzeye çıkartılması sağlandıktan ve diğer eksiklikler giderildikten sonra hasıl olacak duruma göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy