(634 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde kat mülkiyeti kurulması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, kat irtifaklı ortak arsa üzerindeki yapının tamamlanması için davalı kendine düşen borçları -noterlikçe yaptırılan ihtara rağmen- yerine getirmediğinden ruhsat alınıp kat mülkiyeti kurulamadığını ileri sürüp bunun için davalının arsa payının ve kat irtifakının kooperatif ( ve üyelerine ) devrine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin istemi kat mülkiyeti kurulması suretiyle ortaklığın giderilmesi şeklinde yorumlanıp kat irtifaklı binada ortaklığın giderilemeyeceği ve kat mülkiyetine geçişin idari bir işlem olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 26. maddesinin ilk fıkrasında kat irtifakı sahiplerinin bu hakka konu olan ortak arsa üzerinde, ileride kat mülkiyetine çevrilmek üzere yapılacak yapının sözleşmeye ve plâna göre tamamlanması için kendilerine düşen borçları vaktinde yerine getirmek ve yapı işini, doğruluk kuralları uyarınca kolaylaştırmakla, karşılıklı olarak, yükümlü oldukları öngörülmüş, maddenin ikinci fıkrasında da kat irtifakı sahiplerinden birinin kedisine düşen borçları noterlikçe yapılan ihtara rağmen, bu ihtar tarihinden itibaren iki ay içinde yerine getirmemişse, diğerlerinin yazılı istemi üzerine hakimin, onun arsa payının ve kat irtifakının, o zamanki değeri karşılığında, öteki paydaşlara, arsa payları oranında devrine karar vereceği hüküm altına alınmıştır.
Davacının istemi de yasanın açıklanan bu hükmüne uygun düşmektedir. O halde, mahkemece davacı vekilinin talebi yasanın yukarda açıklanan hükmü kapsamında değerlendirilerek tahkikatın tamamlanıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy