(634 S. K. m. 11/3, 30)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1-Kamulaştırma Yasasının 30.maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca tarafların bedelde anlaşamamaları halinde, alıcı idare, Danıştay'ın devir kararının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 10 uncu maddede yazılı kıymet takdir komisyonuna değer takdir ettirir. Taraflar bu komisyon raporuna kendilerine veriliş veya tebliğ ediliş tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz ettikleri takdirde anlaşmazlık taşınmaz malın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesince karara bağlanır.
Bu esaslar çerçevesinde Danıştay'ın dosya içerisinde bulunan 1996/148 Esas-164 Karar sayılı devir kararı üzerine davalı idarece yukarıdaki esaslar dairesinde hazırlanan 5.3.1997 tarihli kıymet takdir raporunun davacı idareye tebliğ tarihi tespit edilmeden davanın süresi içerisinde açıldığının kabulü,
2- Taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilerek ona göre değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamış mücerret bilirkişilerin beyanına itibar edilmiştir.
Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden ( belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs. ) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.4.1998 gün ve 1996/3-1998/1 Sayılı Kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.Bu hususlar Belediye Başkanlığından ve diğer ilgili mercilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazın arsa niteliğinde olup olmadığının saptanmamış olması,
3- Bilirkişi raporlarında emsal incelemesi ve dava konusu taşınmazla karşılaştırma yapılmaksızın genel nitelikteki değerlendirmelerle yetinilmiş olmakla bu raporlara itibar edilemez.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin 3.fıkrasının özellikle arsalara ilişkin ( g ) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak 4.fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerektiğinin düşünülmemesi,
4- Taşınmazın içerisinden enerji nakil hattı geçirilmek üzere irtifak hakkı kurulması amacıyla yapılan kamulaştırmalarda, taşınmazın pilon yeri için mülkiyet kamulaştırması yapılan bölümü bulunduğu takdirde bu yerin yüzölçümü düştükten sonra arta kalan kısmın tamamında meydana gelecek değer düşüklüğü, kamulaştırma bedelini oluşturur. Bu bedelin hesaplamasında, taşınmazın niteliğine göre anılan maddenin değer takdiri esaslarını gösteren 3. fıkrası hükümleri gereğince tamamının bir bütün olarak değeri tespit edildikten sonra taşınmazda meydana gelecek değer düşüklüğünün ve buna göre oran ve miktarlarının gerekçeleri ile belirtilmesi gerekir.
Taşınmazın bu suretle tespit edilecek irtifak hakkı tesisinden önceki değeri ile irtifak hakkı geçirildikten sonraki değeri arasındaki farka hükmedilmesi gerekirken bu oranlara uymayan bilirkişi kurullarından bu esaslar çerçevesinde ek raporlar alınması gerektiğinin dikkate alınmaması,
5-Dava sonunda karşı tarafa yüklenen avukatlık ücretinin Avukatlık Yasasının ( değişik ) 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek taraflar yerine doğrudan avukata ödenmesine karar verilmesi,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen kısım için kendisini vekille temsil ettiren davalı idare yararına 1.151.200.000 TL yerine daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy