(634 S. K. m. 18, 24) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Dava dilekçesinde davalı şirketin Kat Mülkiyeti Yasasının 24. maddesi gereğince tahliyesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı ve dahili davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kooperatif tarafından açılan davada, davalı şirketin kullandığı dükkan nitelikli bağımsız bölümde yapılan röntgen, tomografi çekimi ve manyetik rezonans görüntüleme işlerinin Kat Mülkiyeti Yasasının 24. maddesinin birinci fıkrasında yasaklanan işlerden olduğu ve bu yerde kullanılan cihazların çevreye radyasyon yaydıkları gibi çıkardıkları aşırı gürültüden de davacı kooperatif üyelerinin kullanımında bulunan meskenlerde yaşayanların olumsuz şekilde etkilendiği ileri sürülerek davalı şirketin Sefakent Sitesi B Blok altında bulunan işyerindeki bu faaliyetinin önlenmesi için tahliyesine karar verilmesi istenilmiş, davacı kooperatif üyesi olan diğer davacıların 14.2.2001 tarihli katılım dilekçesinde de aynı istekler tekrarlanmıştır.
Yargılama aşamasında dava konusu bağımsız bölümü tapu maliki olarak kiraya veren Abdullah Kuş da davaya dahil edilmiştir.
Yerinde yaptırtılan inceleme sonucunda fizik mühendisi, elektrik ve inşaat mühendisleri, makine mühendisi ile çevreci biyolog ve teknisyenden dört ayrı rapor alınmıştır.
Fizik mühendisinin raporunda sonuç olarak dava konusu laboratuarın faaliyetinin devamında Radyasyon Güvenliği Tüzük ve Yönetmeliği açısından bir sakınca olmadığı bildirilmiş; inşaat ve elektrik mühendisinin müştereken verdiği raporda davalının kullandığı cihazlardan yayılan elektro-manyetik dalgaların dava konusu işyerinin üzerinde bulunan bağımsız bölümde ve diğerlerindeki elektronik ve elektrikli cihazların görüntülerini etkilediği, arızalanmalarına sebep olduğu ve bunların doğru çalışmadıklarının tespit edildiği, dava konusu manyetik rezonans odasındaki aletlerin çalıştırılarak yapılan incelemesinde etrafına büyük gürültü yayılmadığı görülmekle birlikte gece sessizliğinde en küçük bir gürültünün dahi kat maliklerini rahatsız edeceği göz önüne alınarak gerekli izolasyonunun yapılması gerektiği, ancak, titreşim yönünden problem oluşturacak herhangi bir durumun bulunmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiş; makine mühendisi tarafından düzenlenen raporda röntgen makinalarının çalışırken ortama ses ve titreşim yaydıkları, yayılan sesin iyi bir izolasyonla kesilebileceği, ancak makinaların binaya vermiş olduğu titreşim ve ilettiği sesin kesilmesinin mümkün olmadığı, kullanılan cihazların yapısı, konumu, zararlı atıkları ( radyasyon ve kimyasal ) ve gürültü yönünden aynı binada oturan sağlıklı insanları ruh ve vücut sağlığı açısından tehdit ettiğinin gözardı edilmemesi gerektiği açıklanmış; çevreci bilirkişiler tarafından ölçümlemeye dayalı olarak düzenlenen raporda ise dava konusu işyerinin üzerinde bulunan Hasan Sülün'e ait yatak odasında ölçülen gürültü değerinin katlanılabilir ölçü değerini 2, 6 d.BA. aştığı bu aşan ses düzeyinin izolasyon ile sınır değerlere indirilmesinin mümkün olduğu, ölçülen diğer değerlerin ise Gürültü Kontrol Yönetmeliğine uygun bulunduğu kanaatine yer verilmiştir.
Mahkemece, söz konusu bilirkişi raporlarına dayanılarak dava konusu yerdeki makinaların çalışması esnasında çıkan gürültünün katlanabilirlik sınırını aştığı ve manyetik dalgalar yayarak elektronik aletlerin bozulmasına sebep olduğu, bunların giderilebileceği anlaşılmışsa da Kat Mülkiyeti Yasasının 24. maddesinin anagayrimenkulün kütükte mesken, iş ve ticaret yeri olarak gösterilen bir bağımsız bölümünde hastane, dispanser, klinik, poliklinik ve ecza laboratuarı gibi müesseselerin kurulamayacağının amir olduğu ve bu yerin muayenehane olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davalı Esmar Eskişehir Manyetik Rezonans A.Ş'nin dava konusu işyerindeki faaliyetinin men edilmesine bunun için davalı tarafa 60 gün süre verilmesine karar verilmiştir.
Anagayrımenkuldeki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyeti ihtilaflı olmakla birlikte davacı ile müdahil davacıların kullanımında olduğu dosya kapsamına göre sabit bulunduğundan, aktif husumet ehliyetinin yokluğuna dayalı temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; Kat Mülkiyeti Yasasının 24 maddesinin ilk fıkrasında, kütükte iş ve ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bir bölümde hastane, dispanser, klinik poliklinik, ecza laboratuarı gibi müesseselerin kurulması yasaklanmış ve dispanser, klinik, poliklinik, niteliğinde olmayan muayenehaneler bu yasak kapsamı dışında tutulmuştur. Aynı Yasanın 18. maddesinin ilk fıkrasında da kat malikleri, gerek bağımsız bölümleri, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla karşılıklı olarak yükümlü kılınmışlardır.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, sağlığa yönelik işler için kullanılan bağımsız bölümlerdeki bu faaliyetin dispanser, klinik ve poliklinik niteliğinde olup olmadığı muayene faaliyeti niteliği taşıyıp taşımadığı ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde uzman bilirkişilere incelettirilerek bu konunun düzenlenecek raporla açıklığa kavuşturulması aranmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 275. maddesi hükmüne göre de çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde mahkemece bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle iken, mahkemece, özel ve teknik bilgi gerektiren bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan dava konusu yerde yürütülen faaliyetin muayenehane olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Ayrıca bu hususta yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu dava konusu işyerinde gösterilen faaliyetin, yasanın yukarıda açıklanan 24. maddesinin ilk fıkrası kapsamı dışında kaldığının anlaşılması durumunda da makinaların gürültü, titreşim, elektro-manyetik dalgalar ve radyasyon yayılması suretiyle verdiği rahatsızlığın giderilmesi bakımından alınacak önlemlerin neler olduğunun, nasıl alınacağının teker teker tespit edilmesi ve bu önlemlerin alınması suretiyle, saptanan bu olumsuzlukların giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 15.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy