(818 S. K. m. 101)
Dava dilekçesinde alacak istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü adına Bitlis Bölge Müdürlüğü vekili dava dilekçesinde, davalı vakfın 1991, 1992, 1993, 1994, 1995, 1996, 1997, 1998, 1999 ve 2000 yılları için ödemesi gereken teftiş ve denetleme giderlerine katılma payını eksik ödediğini ileri sürerek, 3.750.200.000 TL. asıl alacak ile 7.685.500.000 TL. işlemiş yasal faizi toplamı 11.435.700.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 22. maddesinin birinci fıkrası ile bütün vakıflardan her yıl safi gelirlerinin %5'inin teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı olarak alınacağı bu payın yıllık tutarının şubeler hariç her bir vakıf için 10.000.000 TL'sını geçemeyeceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında da bu miktarın Tüzüğün yayımlandığı tarihi izleyen yıldan itibaren her yıl için Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan enflasyon oranı kadar artırılacağı öngörülmek suretiyle maddenin ilk fıkrasına göre nisbi oranda bir artış sağlanmıştır.
Bu durumda mahkemece; dosyaya getirtilen davalı vakfa ait dava konusu edilen yıllara ilişkin hesap özeti ve bilançolara göre yukarıda sözü edilen Tüzüğün 22. maddesi gereğince, üst limitler yönünden Devlet İstatistik Enstitüsünce her yıl yayımlanan Toptan Eşya Fiyatları Endeksi Oniki Aylık Ortalamalara Göre Değişim tablosunda gösterilen her bir yılın Aralık ayı hanesindeki toplam enflasyon oranı rakamı esas alınıp davalı vakfın ilgili yıllara ait teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı borcunun yeniden bilirkişi marifetiyle tespit ettirilip hasıl olacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulü,
2- Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle mütemerrit olur. Borcun ödeneceği gün, borçluya usulen bir ihtarda bulunmak suretiyle tespit edilmiş ise, temerrüt faizi o günden itibaren başlatılır. Davaya konu edilen (1.000.000 TL'nin üzerindeki) teftiş ve denetleme payının ödenmesi yolunda davalı vakfa 25.9.2001 tarihinde yazılarak gönderilen ve dava konusu dönem olan 1991-2000 yıllarına ait toplam 11.435.700.000 TL'nin 15 gün içinde ödenmesinin istendiği belgenin davalıya tebliğ edilip edilmediği de araştırılarak faizin başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesi gerekirken, alacağı oluşturan yıllar için her dönem sonundan itibaren temerrüt faizi hesaplanarak birikmiş faiz alacağına da hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 26.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy