(634 S. K. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde baraj havzasında kalan ancak kamulaştırma dışı bırakılan 1834 parsel sayılı taşınmazın üç yanının baraj ve diğer yanının da orman olması nedeniyle ulaşılamaz ve fiilen kullanılamaz durumda bulunduğu, buranın Kamulaştırma Yasasının 12.maddesine göre kamulaştırılması için davalı idareye yapılan başvurunun da sonuçsuz kaldığı ileri sürülerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 500.000.000 TL'nin tazminat olarak tahsili isteminde bulunulmuştur.
Dosya içerisindeki belge ve bilgilerden dava konusu taşınmaz 1735 nolu parsel iken davalı idare tarafından kısmen kamulaştırıldığı, kamulaştırmadan arta kalan ve davaya konu edilen 7808 m2'lik kısmın tapuya 1834 parsel nosu ile davacı adına kayıtlı bulunduğu davacının taşınmazının kamulaştırma nedeniyle idare tarafından yapılan tebligat üzerine süresinde bedel artırımı davası açmadığı gibi Kamulaştırma Yasasının 12.maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere kamulaştırılan taşınmaz maldan arta kalan ve bu davaya konu edilen kısmın yararlanmaya elverişli bir durumda olmadığı ileri sürülerek kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunulmadığı, bu hak düşürücü süre geçtikten sonra idareye yapılan başvurunun ise süre yönünden reddine karar verildiği, bundan sonra davacının bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında davacı mal sahibinin kamulaştırmadan arta kalan dava konusu kısmın bu kamulaştırma nedeniyle kullanılamayacak durumda olduğu gerekçesiyle açtığı davada, Kamulaştırma Yasasının 12.maddesinde öngörülen 30 günlük hak düşürücü sürenin dolmuş bulunduğu, böylece davacının yasanın kendisine tanıdığı süre içerisinde hakkını kullanmadığı anlaşılmakla davanın bu yönden reddine karar verilmesi gerekirken kabulü ile istem gibi hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy