(7201 S. K. m. 21, 23) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 33)
Dava: Dava dilekçesinde projeye aykırı değişikliğin eski hale iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve duruşma istemi pul yokluğu nedeniyle reddedildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Tebligat Kanununun 21. ve Tüzüğün 28'inci maddesi hükmü uyarınca yapılacak tebliğlerde, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini, anılan tüzük maddesinde gösterilen bilmesi muhtemel kişilerden soruşturup beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Bu soruşturmada, muhatap ve onun yerine tebliğ yapılabilecek kimseler, o adreste bulundukları halde tebliğin yapılacağı sırada orada mevcut olmadıklarının saptanması durumunda, Tüzüğün 30 uncu maddesine göre tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclis azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edip, usulünce düzenlenen ihbarnameyi, gösterilen adresteki kapıya yapıştıracak ve durumu muhatabına duyurmasını en yakın komşularından birine ismi ve imzasını alarak bildirecektir.
Somut olayda dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin evrakta, gösterilen adreste hiç kimsenin bulunmaması üzerine, bulunmama nedenin tespiti için yapılan soruşturma sonunda muhatabın çalışma saatinde işyerinde olması nedeniyle adresinde bulunmadığının saptandığı tebliğ tutanağına yazılmış, ancak bu bilgiyi veren kişi veya kişilerin isim ve imzaları alınmadığı gibi bu durumun haber verildiği komşunun (bina görevlisi) ismi yazılmış ise de, Yargıtay uygulamalarına göre gerektiği halde ismi yanında imzası alınmamıştır. Yasa ve Tüzüğün yukarıda açıklanan emredici kural ve koşullarına uyulmamış olması nedeni ile tebligat geçersizdir.
Bu geçersiz tebligattan muhatabın haberdar olduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.
Geçersiz bir tebliğ işlemi sonrasında, davalı tarafın kendisini savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yargılama yapılarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy