(634 S. K. m. 20)
Dava dilekçesinde ortak gider borcunun olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, kat mülkiyetli ana taşınmazda kat maliki olan davacının Bolu 1.icra Müdürlüğünün 2001/4851 sayılı dosyasıyla takibe konulan ortak giderlerin ve gecikme tazminatının 200 milyon TL.lık kısmından borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Dosya içerisindeki belge ve bilgilere 'göre davacının 184.250.000 TL. tutarındaki asıl borcunun bulunduğunda tartışma yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bu asıl borç için gerçekleştirilen gecikme tazminatının hesaplanması yönteminden kaynaklanmaktadır. Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi uyarınca aralarında başka türlü bir anlaşma olmadıkça gider ve avans payının tamamını ödemeyen her bir kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık %10 gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Dosyaya konulan 14.6.2001 günlü kat malikleri kurulu kararı ve toplantıya katılanları ve imzalarını içeren liste incelendiğinde aylık yakıt ücretlerinin en son ayın 5' ine kadar yatırılacağı, yatırılmadığı takdirde % 15 cezai müeyyide uygulanacağı karara bağlanmış olup, bu kararın alındığı toplantıya davacı Z.T. ın katıldığı ve karara karşı, karşı oy da kullanmadığı saptanmıştır. Buna göre davacının açtığı menfi tespit davasına konu ortak gider borcundan salt yakıt giderleri ile ilgili bölüm için sözü edilen kararın alındığı tarihten itibaren %15 oranında diğer ortak giderler için ise yasada öngörülen %10 oranında olmak üzere her bir ortak gider borcunun ödenmesi gereken tarihlerde dikkate alınarak gecikme tazminatından davacının sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar göz önünde bulundurularak davacının ödemekle yükümlü olduğu gecikme tazminatının buna göre hesaplanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle ve özellikle gecikme tazminatının oranında ve başlangıç tarihlerinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru görülmemiştir. .
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy