(2942 S. K. m. 11, 15) (1136 S. K. m. 164, 168)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece, iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Kamulaştırma işlemi, taşınmaz malın üzerinden yüksek gerilimli elektrik enerjisi nakil hattı geçirilmek suretiyle irtifak hakkı kurulması amacıyla yaptırılmıştır. 2942 Sayılı Yasanın 11. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulması nedeniyle taşınmaz malın değerinde oluşacak düşüklüğün, üzerinden geçirilecek olan yüksek gerilimli elektrik tellerinden (enerji nakil hattından) kaynaklanacağında kuşku yoktur. Bu durumda kamulaştırmanın niteliği ve taşınmazın cinsi gözönünde tutularak anılan yasanın 15. maddesi uyarınca odalar listesinden seçilecek uzman bilirkişilerden birisinin elektrik mühendisleri odasından seçilmesi gerekirken, ikisinin de ziraat mühendisleri odası listesinden seçilmesi suretiyle bilirkişi kurullarının oluşumunda yanılgıya düşülmesi,
2- Dava konusu taşınmaz sulama imkanları bulunan tarım arazisi kabul edilmiş ancak sulama biçimi açıklanmamıştır.
Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 3.fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre iklim koşulları, arazinin toprak ve topografik yapısı ile bölgesindeki konumu(büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) itibariyle dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %6, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) alınmaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tamamının fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise bu suyun her mevsim için yeterli olup olmadığı ve buna göre taşınmazın kuru ya da sulu tarım arazisi niteliğinin açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanması, susuz tarım arazisi olduğunun tespiti halinde ise, İlçe Tarım Müdürlüğünce kuru tarım arazileri için belirlenen dekar başına verim ve üretim giderlerine göre değerlendirme yapılıp kapitalizasyon faizinin de %6 oranında alınması suretiyle kamulaştırma bedelinin belirlenmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması, raporun bu gereklere uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Sözü edilen bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporlarda; tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaz malların kamulaştırma bedelinin saptanmasında, bir yıl pamuk bir yıl fiğ ürününün münavebeye alındığı belirtilmiş ve böylece yılda bir ürün kaldırıldığı kabul edilmiş olmasına karşın, yıllık net gelirin belirlenmesinde -iki yılın ortalamasının alınması gerekirken- iki ürün aynı yıl hasat edilmiş ve bu ürünlere göre bulunan net gelir bir yılda elde edilmiş gibi hesaplama yapılarak yüksek değere ulaşılması,
4- Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde kamulaştırma bedeli, bu kamulaştırma nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğüdür. Başka bir deyişle taşınmazın kamulaştırma öncesindeki değeri ile irtifakın geçmesinden sonraki değeri arasındaki fark kamulaştırma bedelidir. Bu bedel taşınmazın büyüklüğüne, kullanma biçimine arsa yada tarım arazisi oluşuna, irtifakın niteliği ile geçtiği yer ve kapladığı alana göre yüzde olarak belirlenir ve irtifakın taşınmazda doğurduğu bu değer düşüklüğü oranına göre kamulaştırma bedeli bulunur. Ayrıca Yargıtay uygulamalarında üzerinde irtifak hakkı kurulmuş olan taşınmazda bu irtifak nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün (taşınmazın cins ve niteliğine göre uygun kullanımını önemli ölçüde etkileyen özel bir durum yoksa) irtifaktan etkilenen alanın mülkiyet değerinin (arazide) %35'i oranında olacağı kabul edilmektedir. Açıklanan bu esaslar gözönünde tutulduğunda irtifak kamulaştırmasından dolayı dava konusu taşınmazda oluşacak değer kaybının %13 olacağı gözetilmeden, bilirkişi kurullarınca bu oran daha fazla alınmak suretiyle kamulaştırma bedelinin buna göre hesaplanmış olması,
Kabul şekline göre de;
5- Dava konusu taşınmaz üzerinde Tarım Kredi Kooperatifi lehine ipotek tesis edildiği tapu kaydından anlaşıldığı halde bunun kamulaştırma bedeline yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi,
6- Dava sonunda karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin Avukatlık Yasasının (değişik) 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek taraflar yerine doğrudan avukata ödenmesine karar verilmesi,
7- Avukatlık Yasasının 4667 Sayılı Yasa ile değişik 168. maddesinin son fıkrası uyarınca karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesinin 12. maddesi hükmü gereğince davalı lehine tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek vekalet ücreti yerine az miktarda takdiri,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy