(1086 S. K. m. 437)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf üye alacağı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde; davalı Köy Hizmetleri Mensupları ve Emeklileri Sosyal Yardımlaşma Vakfına üye iken 15.11.2001 tarihinde emekli olduğunu, vakfın emekli yardımından yararlanmak için başvurduğunu ancak davalının ödemeye yanaşmadığını, bu nedenle kendisinden pirim, aidat ile üyelik ve ortaklık katkıları payları namı altında kesilen 500.000.000TL. paranın emekli olduğu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece; yapılan yargılama sonunda davacının vakıf senedi ile vakfa ait yardım ve kredi yönetmeliğinde öngörülen iki aylık süre içerisinde vakfa başvurmadığı gerekçesiyle isteminin reddine karar verilmiştir.
İncelenen dosya içeriğinden; davacı Salih Gül'ün, 1998 yılının Şubat ayında vakfa üye olduğu ve 2001 yılı ekim ayına kadar da aidatlarını muntazam şekilde ödediği konusunda anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Davaya konu Köy Hizmetleri Mensupları ve Emeklileri Sosyal Yardımlaşma Vakfı senedine göre çıkartılan yardım ve kredi yönetmeliğinin 4/D maddesinde; dava konusu yardımdan yararlanabilmek için iki yıllık üye olmak ve bu süre içerisinde aidat yatırmak şartının aranacağı ve iki ay içerisinde müracaat edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Vakfedenin amacını düzenleyen vakıf senedinin 5. maddesinin 1. fıkrasında, iştirakçilerden emekli olanlara yardımda bulunmak ilkesi benimsendiğine göre bu gayeye uygun olarak istenilen emekli yardımını hak eden kişinin vakfa iki ay içinde başvurmamış olması, onun bu hakkını ileride istemesine ve bu konuda dava açmasına engel değildir. Gerek vakıf senedinde ve gerekse yukarıda sözü edilen yönetmelikte iki aylık süre içerisinde müracaat etmeyenlerin bu haklarını kaybedeceklerine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla iki aylık müracaat süresi, yaptırımsız bir hüküm olarak yönetmelikte yer almaktadır.
Bu durum karşısında; davacının 1998 yılı Şubat ayında vakfa üye olduğuna ve yönetmelik gereği yardım için asgari süreyi doldurup primini (katkı payını) da ödediğine göre mahkemece, genel hükümler çerçevesinde işin esasına girilerek yapılacak inceleme ve araştırma doğrultusunda hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy