(2942 S. K. m. 11/d-g) (3194 S. K. m. 18)
Dava : Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, duruşmalı olarak yapılması ise davalı İl Özel İdare Müdürlüğü vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı ve davalı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: 1-Kamulaştırma evrakı davacıya 27.10.1999 tarihinde tebliğ için notere verilmiş, 13.5.2000 tarihinde de ilanen tebliğ edilmiştir. Dosyada noterliğe verilen tebligatın sonucunun ne olduğunu gösteren bir bilgi ve belge olmadığı gibi ilanen tebligatın haklı ve gerekliliğini gösterecek şekilde yeterli adres araştırması yapıldığına dair belgelerde bulunmamaktadır.
Kamulaştırma Yasasının 14.maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca davacının 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde bu davayı açıp açmadığının mahkemece resen belirlenmesi gerekir. Bunun için, davacıya tebliğ için notere verilen tebligatın akıbetine ilişkin belgeler dosyaya ilgili noterlikten getirtilip, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir. Şayet Tebligat Yasası ve ilgili tüzük uyarınca kamulaştırma evrakı usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmişse 20.6.2000 tarihinde açılan davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilmelidir. Yapılan kamulaştırma tebligatının usulüne uygun olmadığının ve bu nedenle geçersiz olduğunun saptanması durumunda da, Tebligat Yasasının 32.maddesi uyarınca, muhatabın usulüne uygun olmayan tebligatı öğrendiği tarihin tebliğ tarihi olacağı dikkate alınarak davacının ihtilafsız bedeli çekip çekmediği ilgili yerlerden sorulmalı ve çekmişse bu tarihin tebliğ tarihi olacağı kabul edilerek yine davanın yasal sürenin içerisinde açılıp açılmadığı tespit edilmelidir.
Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan davanın süresi içerisinde açıldığının kabulü,
2-Dava konusu taşınmazın somut emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Yasasının 18.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerekip gerekmediğinin tespiti bakımından bu taşınmazların imar düzenlemesi sonucu oluşup oluşmadıklarının Belediye İmar Müdürlüğünden sorulmamış olması,
3-Arsa niteliğinde olduğu kabul edilen dava konusu taşınmazın, Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin özellikle arsalara ilişkin ( g ) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak ikinci fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Bu saptama yapılırken dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın cadde veya sokak üzerinde oluşları, bu cadde veya sokakların konut veya ticaret alanında olmaları, her ikisi de ticaret alanında ise hangisinde daha yoğun bir ticaret hacmi bulunduğu, konut alanında iseler hangisindeki konutların daha yüksek fiyatla alıcı bulabildiği, her iki halde de imar durumuna göre inşaat yapılabilme durumları ve yapılabilecek kat adedi, bitişik veya ayrık nizamda yapılaşma alanlarından hangisinde bulundukları gibi ve benzeri tüm değere etkili nitelik ve unsurlar ayrı ayrı ve tek tek açıklandıktan sonra bunlardan her birinin değere olan etki oranı da ayrı ayrı ve tek tek belirlenmelidir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın vergi beyan değerleri arasındaki orandır.
2942 Sayılı Yasanın 11.maddesinin ( d ) bendinde vergi beyanı kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri, genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus, dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal için de geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Bu nedenle dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihindeki, bağlı bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiyatları ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişki bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmelidir.
Bu hususlar dikkate alınmadan değerlendirme yapan üçüncü bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm tesisi,
4-Hakkındaki dava husumet nedeniyle reddedilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren davalı Milli Eğitim Bakanlığı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vekalet ücreti takdir edilmemiş olması,
Kabule göre de;
5-Faize, kamulaştırma işleminin kesinleşip mülkiyetin davalı idareye geçtiği 20.7.2000 tarihi yerine daha önceki kamulaştırma tarihinden hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda sözü edilen 1 numaralı bozma doğrultusunda gerekli araştırma yapıldıktan sonra davanın süresi içerisinde açıldığının tespiti halinde 2 ve 3 numaralı bozma doğrultusunda gerekli belgeler de getirtilerek oluşumu yasaya uygun bulunan üçüncü bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, 4 ve 5 numaralı bozma gerekleri de dikkate alınarak hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 4.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy