(1086 S. K. m. 167, 409)
Dava : Dava dilekçesinde eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Yargılamanın 4.12.2001 günlü oturumuna davacının gelmemesi ve davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceğini bildirmesi üzerine işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesinden sonra, 14.2.2002 tarihinde dava tekrar takipsiz bırakılmış olup, 19.3.2003 günlü oturuma davacı mazeretsiz olarak gelmemiş, davalı vekili de davayı takip etmeyeceklerini beyan etmiş iken, mahkemece -dosyanın bilirkişiden dönüşünün beklenmesi yolunda verilen ara kararla- yargılamaya devam edilmiştir.
HUMK'nun 409. maddesinin altıncı fıkrasına göre; işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra birden fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde, beşinci fıkra uyarınca mahkemece kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, kaydın kapatılması gerekir. Somut olayda mahkemece, Yasanın bu hükümleri gözönünde tutularak, ilk yenilemeden sonra 19.3.2003 günlü oturumda ikinci kez takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken; yargılamaya devam edilerek -aşağıda ayrıca değinileceği üzere- davacının 21.3.2003 tarihli dilekçesine eklediği 18.3.2003 tarihinden itibaren "üç gün" istirahatini öngören doktor raporuna itibarla, davalı vekilinin açılmamış sayılma kararı verilmesi gerektiği yolundaki itirazının reddi ile esas hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. HUMK'nun 167. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, sakıt olan bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için, belli mühlet içinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin, arzu ve ihtiyarı dışında o işlemi yapmaktan aciz bulunduğu kanıtlanmış olmalıdır. Somut olayda mahkemeye sunulan Defterdarlık Daire Tabipliğinin 18.3.1999 gün ve 1657 nolu raporunda, davacının yapılan muayenesinde üç gün istirahatinin uygun olduğu yazılıdır. Hastalık özrüne dayanarak duruşmaya gelmeyen davacının eski hale getirme isteminin kabulü için, salt doktor raporunun varlığı yeterli olmayıp, anılan yasa hükmü uyarınca, raporda belirtilen hastalığın, kişiyi yapması gereken işlemlerden alıkoyacak derecede acze düşürmüş olması gerekir. Mahkemece sözü edilen rahatsızlığın davacının duruşmaya bizzat gelmesini veya kendisini bir vekil ile duruşmada temsil ettirmesini ya da mahkemeye mazeret dilekçesi göndermesini engelleyecek nitelikte ağır bir hastalık olup olmadığı, istemesine karşın bu ve benzeri işlemleri yapma konusunda onu acze düşürüp düşürmeyeceği hususları yöntemince araştırılıp saptanmadan mazeretin kabulüne karar verilmesi de yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmak- sızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy