(4721 S. K. m. 2)
Dava dilekçesinde projeye aykırı değişikliğin eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı 5.3.2002 tarihli muvafakatname ile davalının mülkiyetinde bulunan iki katlı işyeri nitelikli bağımsız bölümün her katının müstakil birer işyeri olarak kullanılmasına ve bunun için tadilat yapılmasına muvafakatını bildirdikten sonra davalı tarafça tadilat projesi hazırlattırılıp onayının sağlandığı ve gerekli tadilatların yapılmasından sonra da davacının noter aracılılığıyla önceki muvakatından rücu ettiğini 17.5.2002 tarihli rücu ihbarnamesi ile davalıya bildirip eski hale getirme istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yerinde yaptırılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda yapılan tadilatların asıl proje ve sonradan yapılan tadilat projesinin her ikisine de aykırı olduğu tespit edilmiş, mahkemece hangi projeye uygunluğun sağlanacağı açıkça belirtilmeden davanın kabulüyle eski hale ettirilmesine karar verilmiştir.
Davacı tadilat için verdiği muvafakattan sonra bu muvafakatından rücu ettiğini davalıya ihtarname ile duyurmuş ise de bu rücudan önce davalı muvafakata güvenip tadilat iş ve işlemlerini yapmış bulunduğundan davacının rücusu Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığından buna itibar edilemez.
Bu bakımdan mahkemece salt tadilat projesi esas alınarak ve bu proje yerinde uygulanmak suretiyle varsa aykırılıkların birer birer tespit edilip bunların tadilat projesine uygun hale getirilmesi için yapılacak işlerin neler olduğu belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; infazda duraksamaya neden olacak şekilde esas ve tadilat projesine uygun düşmeyen değişikliklerin eski hale getirilmesine şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kabule göre de;
Avukatlık Yasası' nın 168. maddesinde yargı yerlerindeki işlemlerle, diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari haddini gösteren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hazırlanacağı öngörülmüş olup bu ücrete avukatlık ücretinin dışında kalan katma değer vergisi uygulanacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Mahkemeler, yasa hükümleriyle bağlı olup yasada yer almayan bir hususu düzenleyen tarifeye göre karar vermeleri hukukun genel kurallarına aykırılık teşkil eder.
Buna göre mahkemece salt Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde gösterilen vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yasada öngörülmeyen Katma Değer Vergisinin de bu ücrete eklenmesi yolunda hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK' nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy