(634 S. K. m.19) (4721 S. K. m. 3)
Dava: Dava dilekçesinde eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kat maliki dava dilekçesinde; mimari projeye aykırı olarak ana yapının bodrumunda taşıyıcı kolonlar arasına yapılmış olan 30 ton kapasiteli su deposunun, zemin kattaki bağımsız bölümünde rutubete neden olduğunu ve deprem riski karşısında ana yapının sağlamlığını olumsuz yönde etkileyip tehlike oluşturduğuma ileri sürerek, su deposunun buradan kaldırılıp bodrumun eski hale getirilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı kat malikleri savunmalarında; dava konusu su deposunun kat maliklerinin oy çokluğu ile aldıkları 26.10.1986 günlü karar uyarınca yapıldığını, bu karara davacının da katıldığını ve böyle bir davayı açmakta iyiniyetli olmadığını öne sürerek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece dava, "su deposu yapılması konusunda kat malikleri kurulunca alınan kararın iptali ile buna dayanılarak ortak yer olan bodruma projeye aykırı olarak yapılan deponun kaldırılması" olarak nitelendirildikten sonra, su deposu projeye aykırı ise de sözü edilen kat malikleri kurulu kararına davacının da olumlu oyu ile katılmış olması nedeniyle iptalini istemekte iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki dava; kat malikleri kurulu kararının iptali değil, projeye aykırı olarak ortak yere yapılan ve davacının bağımsız bölümü ile ana yapıya zarar verdiği ileri sürülen su deposunun kaldırılması istemine ilişkindir. O halde Mahkemenin, davanın "kat malikleri kurulu kararının iptali" istemini de içerdiği yolundaki saptaması doğru değildir.
Ana taşınmazın yerinde yapılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusu su deposunun ana yapının bodrum katındaki sığınağa -onaylı mimari projeye aykırı olarak- yapıldığı, 30 m3 kapasiteli bu deponun bir kenarının iki uçta yapının esas betonarme kolonuna bağlantılı olması ve kurulduğu zeminde doğabilecek oturmalara karşı gerekli teknik önlemlerin alınmamış bulunması nedeniyle -deprem riski de nazara alındığında- ana yapı için tehlike arz ettiği belirtilerek, deponun bulunduğu yerden kaldırılıp sığınağın projesine uygun hale getirilmesi gerektiği görüşüne yer verilmiştir. Ancak raporda, su deposunun olası bir depreme karşı oluşturacağı riskin önlenmesi, ana yapı için arz ettiği bildirilen tehlikeli durumun giderilmesi yönünde ne gibi teknik önlemlerin alınması gerektiği, alınacak önlemlerle sözü edilen tehlikeli durumun giderilip giderilemeyeceği açıklanmadığı gibi, mevcut durumu ile davacının bağımsız bölümünde rutubete neden olup olmadığı, herhangi bir zarar oluşturup oluşturmadığı hususları üzerinde de durulmamıştır.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesi hükmü uyarınca kat malikleri, ana taşınmazın mimari durumu ile sağlamlığını titizlikle korumakla yükümlü oldukları gibi; kat maliklerinden biri, tüm kat maliklerinin onayı ( rızası ) olmadıkça ortak yerlerde inşaat, onarım, tesis ve değişiklikler yaptıramaz. Dosyada toplanan belge ve bilgilerden; dava konusu edilen su deposunun ana taşınmazın onaylı mimari projesine aykırı olduğu, bu deponun yapılmasına tüm kat maliklerinin onayının bulunmadığı, yeri ve özellikleri belirtilmeksizin salt "su deposu yapılması" için oy çokluğu ile alınan 26.10.1986 günlü karara davacı kat malikinin de olumlu oyu ile katılmış bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacının, su deposu yapılması kararına katılmış olması, onun, ortak yer olan bodrumdaki sığınağa yapılan ve kendi bağımsız bölümü ile ana yapıya zarar verdiğini ileri sürdüğü deponun kaldırılmasını isteme hakkını ortadan kaldırmaz ve bu amaçla dava açmış olması da iyiniyetli olmadığı biçiminde yorumlanamaz.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutularak taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili tüm kanıtlar toplandıktan; özellikle davacının ortak su deposu yapılmasına değil, mevcut deponun kendi bağımsız bölümü ile ana yapıya zarar vermiş olmasına karşı çıktığı olgusundan hareketle, bu deponun davacının bağımsız bölümünde rutubete neden olup olmadığı, ana yapının sağlamlığını olumsuz yönde etkileyip etkilemediği, depreme karşı risk oluşturup oluşturmadığı yöntemince araştırılıp alınacak teknik önlemlerle zarar ve tehlike yaratacak durumların giderilip giderilemeyeceği hususlarında bilirkişiden ayrıntılı ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy