(4721 S. K. m. 101, 116) (1136 S. K. m. 168)
Dava: Dava dilekçesinde vakfın dağılması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; kurum müfettişlerince vakfın işlemlerinin teftişi sonunda düzenlenen 30.11.2001 tarihli raporda tespit edildiği gibi, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfının 21.9.1998 tarihinden itibaren faaliyetlerini durdurduğu böylece amacının gerçekleştirilmesi olanaksız hale geldiğinden dağıldığının tespitini mal varlığının tasfiyesini; davalı ise vakfın senedine göre faaliyet gösterildiğini, mevzuata aykırı işlemler yapılmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, vakfın faaliyetini sürdürdüğü, geçici olarak faaliyetlerin durdurulmasının dağılmaya sebep olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101. maddesinde, vakfın gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu belirtilmiş, 116. maddesinde de amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakfın kendiliğinden sona ereceği ve mahkeme kararıyla sicilden silineceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, vakfın mal varlığının amacın gerçekleşmesini olanaksız kılacak şekilde azalmış olması, vakfın dağılmış sayılması için yeterli neden kabul edilmekte ise de, bu yetersizliğin araştırılıp belgeleriyle kanıtlanmış olması aranmaktadır. Bu bakımdan Yargıtay'ın denetimini de olanak sağlayacak şekilde, vakfa ait faaliyet raporları, bilançolar ve ilgili diğer belgeler getirtilip, vakfın faaliyetlerini durdurmasını sebepleri araştırılarak bu konuda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırtılıp, vakfın acz içinde olup olmadığı belirlendikten sonra vakfın acz içinde olduğu tespit edildiğinde tasfiyeden arta kalan mal ve hakların intikalini düzenleyen Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 33. maddesi de gözetilerek hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddi;
Bundan ayrı
Avukatlık Yasasının 168.maddesinde, yargı yerlerindeki işlemlerle, diğer işlemlerden alınacak Avukatlık Ücretinin asgari haddini gösteren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hazırlanacağı öngörülmüş olup, bu ücrete Katma Değer Vergisi uygulanacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Mahkemeler, yasa hükümleriyle bağlı olup yasada öngörülmeyen bir hususu düzenleyen tarifeye göre karar vermeleri hukukun genel kurallarına aykırılık teşkil eder. Buna göre mahkemece salt Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde gösterilen avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yasada öngörülmeyen Katma Değer Vergisinin de ücrete eklenmesi yolunda hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy