(2942 S. K. m. 9)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırılan taşınmazın tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, 1974 yılında gerçekleşen kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tescil edilmiş olan taşınmazın 1979 yılında kamulaştırıldığı ve kamulaştırma işlemine karşı açılan iptal davasının reddedildiği, kesinleşen Danıştay kararı gereğince eksik kalan bedelin de ödendiği ancak tapusunun devralınmadığı ileri sürülerek, davalı adına olan kaydın iptali ile davacı idare adına tapuya tescili istenilmiştir.
Mahkemece dava, kamulaştırma kararının alındığı 1979 yılında kadastrosu yapılıp parsel numarası belirlenmiş olan taşınmazın kamulaştırıldığına ve bedelinin ödendiğine dair belge ibraz edilmediği ve aradan geçen uzun süreden sonra talepte bulunulmasının iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden; Balıkesir ili Bigadiç ilçesi Nizan köyünde bulunan ve İ.R.599 s. 31 sicil no.lu işletme ruhsatı ile davalı şirket tarafından işletilmekte olan ve sınırları belirtilerek krokiye bağlanan 1410.20 hektar yüzölçümündeki Bortuzu maden sahasının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 12.4.1979 günlü kararı ile kamulaştırılmış olduğu, kamulaştırılan taşınmazlar arasında 11500 m2 yüzölçümlü bir arsanın da bulunduğu ve bu arsaya 57.500 TL. değer biçildiği anlaşılmaktadır. Kamulaştırma evrakı içerisinde bulunan Devralınacak madendeki Varlıkların Saptanması çalışması sırasında düzenlenen 1 no.lu tutanağın 7 no.lu kısmında bu taşınmaz, Güllük mevkiinde tarla olarak belirlenmiş, 11550 m2 yüzölçümü ile Osman Işıktaş tarafından 2.10.1973 gününde 12.500 TL. bedel ile davalı şirkete satılmış olduğu saptanmış ancak tazminatların hesaplanmasına ait olan 3 no.lu tutanakta tapulu arazilerin alanı 11500 m2 olarak kabul ile bedel belirleme işlemi yapılmıştır.
Kamulaştırma işleminin iptali istemi ile davalı şirket tarafından açılan dava Danıştay 8. Dairesince 1979/1958 E. s. dosyada yürütülmüş ve 1981/717 K. s. ilam ile iptal ve tazminat talebinin reddine, takdir komisyonunun 1 no.lu tutanağında 11550 m2 olarak belirlenen tapulu araziler bedel belirlenmesine ait 3 no.lu tutanağa sehven 11500 m2 olarak geçirilmiş olduğundan 50 m2'lik fark için 250 TL.nin daha ödenmesine karar verilmiş, karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Dosyada mevcut tapu kayıtlarının incelenmesinden; 27.12.1957 gününde Osman Işıktaş adına senetsizden mahkeme kararı ile tescil edilen Güllük (nam diğeri kır) mevkiindeki 11550 m2 yüzölçümündeki tarlanın 2.10.1973 gününde satış yoluyla davalı şirkete intikal ettiği ve kadastro çalışması sırasında 11425 m2 yüzölçümü ile davaya konu edilen 1972 parsel olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanıklar; davaya konu taşınmazın ilk sahibi olan Osman Işıktaş tarafından davalı şirkete satıldığını, kendilerinin de davacı şirket tarafından maden ocağı olarak işletilen taşınmazda 1980'li yıllarda çalışmış olduklarını, 1990'lı yıllarda maden işletmesinin kapatıldığını ancak taşınmazın da içerisinde bulunduğu sahanın hafriyat döküm yeri olarak halen davacı şirket tarafından kullanıldığını beyan etmişler, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda da bu beyanlar doğrulanarak, dava konusu taşınmazın da içerisinde bulunduğu geniş bir sahanın davacı şirketçe hafriyat döküm yeri olarak kullanıldığı ve dökülen hafriyatın kapladığı alan içerisinde dava konusu taşınmazın sınırlarının belirlenmesinin mümkün olmadığı saptanmıştır.
Toplanan bütün deliller ve davalı şirketin o sahada ve 11550 m2 yüzölçümünde başka taşınmazı olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; kamulaştırma işleminin davaya konu edilen 1972 parsel s. taşınmazı da kapsar şekilde yapıldığı ve bedelinin tamamen ödenmiş olduğu, kamulaştırma evrakında davaya konu taşınmazın tüm niteliklerinin belirlenmesine karşılık yalnızca parsel numarasının yazılmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece mevcut delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy