(4721 S. K. m. 23, 25, 26, 27)
Dava : Dava dilekçesinde ana adının değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının ölmüş olan annesinin nüfus kütüğünde yazılı olan adının değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesinde; davacının anne ve babasının 1948 yılında Yalova'da bulunan nüfus kayıtlarını İzmir ili Konak ilçesine naklettirdiği ve nakil sırasında davacının ana adının "Fatma" olduğu görülmüştür. Yine 2000 yılında Yalova Nüfus Müdürlüğünden gelen yazıya dayanılarak davacının annesinin adının kayıtlara uygun olarak düzeltildiği görülmüştür.
Özel hukuk açısından ad, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Kendine özgü kişiliği ve öz varlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki her kişinin bir adının olması ve adının nüfus siciline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmış olan adın, kişilik hakları içerisinde taşıdığı önemi göz önünde bulunduran 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasında kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinilmeyip ( m.23-25 ), onu ayrıca düzenlemek yoluna gidilmiştir ( m.26-27 ). Buna göre anılan Yasanın 27.maddesi hükmü uyarınca adın değiştirilmesi, ancak haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir ise de kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ad üzerindeki bu hakkı, kişinin kendisinden başkası kullanamaz.
Sonuç: O halde somut olayda, yaşamı süresince nüfus kütüğünde yazılı adını taşıyıp bu adla öldüğü anlaşılan kişinin ( ananın ) adının değiştirilmesi istemiyle davacı ( kızı ) tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, yazılı olduğu gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemişse de sonuç itibariyle doğru olan kararın yukarıdaki gerekçeyle ONANMASINA, 1.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy